Eki 19

Gençliğim Eyvah Özeti Tarık BUĞRA
1-KİTABIN KONUSU :

Türkiye’deki anarşinin otopsisidir. Romanda, yalnız boşa giden gençliklerin hikâyesini değil, içine düşürüldüğümüz kaosun çarpıcı grafiğini de bulacaksınız. Yıllardan beri Türkiye’de bütün görevleri, ödevleri ve sorumlulukları, dolayısı ile de toplum hayatımızı paslandıran kalleş demagojileri sergilemektedir.

2-KİTABIN ÖZETİ :

İlk başlarda kitabın sonundan başlıyor aslında kitap.Son sahne olarak sayılabilecek İhtiyar ve Delikanlı arasındaki tartışmayı göz önüne seriyor.Güliz’den sonra Sıdıka’yı da kaybetmek onu çileden çıkarmıştır.Delikanlı etrafında gösterdiği mertlik ve delikanlılık sayesinde gizli servise alınmıştır.İhtiyarın onu seçmesindeki sebep gençlik yıllarına çok benzemesi ve kendi yaptığı hataların onda bulunmamasıdır.Çünkü kendisinden sonra teşkilatın başına onu geçirmeyi planlamaktadır.Delikanlı bunu bilir ama daha sonraları teşkilata giren Güliz’le tanışır.Mesleğine göre ona aşık olmaması lazımdır ama duygularına yenilir.İtiyardan gizlerler ama günün birinde öğrenir.Daha sonra ayrılırlar.Delikanlı sonraları Sıdıka’ya aşık olur.Buna dayanamayan Güliz onu öldürür.Kitabın finalinde İhtiyar ve Delikanlının konuşmaları vardır.İhtiyar Delikanlıya baştan güli’ze aşık olmaması gerektiğini söyler.Ve en sonunda Delikanlı ‘merhumeyi nasıl bilirdinz?’ sorusunu güçlükle cevaplar.

3-KİTABIN ANA FİKRİ :

Kitap bazı yaşanılan görev ve gerçeklerin nasıl kendi şahsi çıkarlarımız doğrultusunda kötüye kullanıldığının göstergesidir.

4-OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :

Olaylar yaşanılan hikayeler olduğu için çok gerçekçidir.Yazarın özellikle Delikanlı ve İhtiyarı anlatması çok etkileyici olmuş.Güliz ve Sıdıka’nın anlatılmasıda çok profesyönelcedir.kişilerin tahlili , davranışlar ve yaşantıları çok güzel yansıtılmış.

5-ŞAHSİ GÖRÜŞLER :

Bana göre kitapta 1980 lılı ve devamında gelan yıllarda Türkiye’deki gerçek olan fakat insanların yoldan çıkınca görevlerini nasıl kötüye kullandıklarını anlatan çok güzel bir eser.Yasanan bir askıda konu edinmesi beni gerçekten çok etkiledi.

6-YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ :

(1918- 26 Şubat 1994)Yazar, Akşehir’de doğdu. İlk ve orta okulu Akşehir’de, liseyi Konya’da okudu (1936). İstanbul Tıp, Hukuk ve Edebiyat fakültelerine devam ettiyse de hiçbirini bitirmedi. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi’ne girdi ancak son sınıftan ayrıldı. Hayata atıldı. Akşehir’de Nasrettin Hoca gazetesini çıkardı (1947-1948). İstanbul’da Milliyet (1952-1956), Yeni İstanbul (1960-1966), Yol (Haftalık, 1968), Tercüman (1970-1976) gazetelerinde sanat sayfası düzenleyiciliği, fıkra yazarlığı ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. Türkiye gazetesinde haftalık yazı yazdı. İstanbul’da öldü

Eki 18

Yağmur Beklerken Özeti Tarık BUĞRA
KİTABIN KONUSU :

Çok partili döneme geçişin halk üzerindeki etkileri.

KİTABIN ÖZETİ :

Cumhuriyet Halk Fırkası döneminde şirin bir Anadolu kasabasında halkın yararlanabileceği güzel bir park açılışı yapılır. Bu açılışla kasabalıların halk fırkasına olan güven ve sevgileri perçinleşir. Avukat Rahmi Bey kasabada büyümüş, küçük yaşta annesini ve babasını kaybedince hayatının sonraki dönemini amcası ve onun ailesiyle geçirmiş birisidir. Eşi ve iki çocuğuyla şirin kasabada sade ve huzurlu bir hayat sürmektedirler. Rahmi Beyin amcası Rıza Efendi kasabanın sevilen ve sayılan bir simasıdır. Bu güzel geçen günlere gölge düşürecek, bu mutlu insanların arasına kırgınlıklar sokacak bir gelişme olur. Gazi Paşa’nın bizzat kendi isteğiyle kurulacak olan yeni bir siyasi partiden bahsedilmeye başlanır. Bu söylentiler yanında kasabadan partiye kimlerin olumlu bakıp katılacağı merakla gözlenmektedir. Kasabanın sevilen adamı avukat Rahmi’ye teklif gelir. Bu teklifi kabul eden fakat kabul etmekle de birçok yakınını karşısına alan Rahmi’ zor günler beklemektedir. Aile yaşantısı ve hayat düzeni altüst olan Rahmi’nin bir de uğraşmak zorunda kaldığı kasaba halkı vardır. Başarısızlıkla sonuçlanan bu çok partili hayata geçiş denemesinin bu şirin Anadolu kasabasına getirdiği huzursuzluktan başka bir şey olmamıştır. Sonunda Ankara’da tanınan ve sevilen Rahmi’ye vekillk teklif edilmiş ve haytları zor da olsa eski günlerdeki gibi huzura kavuşmuştur.

KİTABIN ANA FİKRİ : Şahsi menfaatleri toplum menfaatlerinden ileride tutmamak

gerekir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Rahmi Bey: kasabalının sevdiği, mütevazi bir hayatı olan bir avukat. Huzurlu ailesini eşine ve de iki çocuğuna borçludur. Hep iyi düşündüğü için herkes tarafından sevilir.

Rıza Bey: Babası ve annesini kaybeden Rahmi Beyin amcası olarak onun küçüklükten beri en büyük yardımcısı olmuştur. Kasabada saygı duyulan ve de sevilen bir simadır.

Kenan Bey: Rahmi’nin meslektaşı diğer bir anlamda da avukatlığı öğrendiği kişidir. Kasaba saygın bir yeri vardır.

Yazar bu karakterler ve de kasabalı halkıyla çok partili döneme geçişte yaşananları yeri geldiğinde yöresel bir dille etkili bir şekilde anlatmış.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:

HAYATI
· 2 Eylül 1918’de Akşehirde doğdu.

· İlk ve orta öğrenimini Akşehirde, lise öğrenimini ise İstanbul ve Konya’da tamamladı(1936).

· İ.Ü.Tıp Fakültesi’nde iki, Ankara Hukuk Fakültesi’nde dört yıl okudu.

· Akşehir’de Nasreddin Hoca gazetesini çıkararak gazeteciliğe başladı (1947)

· 1947-1950 yılları arasında İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne devam etti. ancak 1951’de ayrıldı.

· İstanbul gazetelerinden Milliyet (1952-56), Yeni İstanbul, Haber ve Haftalık Yol (ilk sayı: 14 aralık 1968) gazetelerinde fıkra yazarlığı, arada yazı işleri müdürlüğü yaptı; şimdi Tercüman gazetesi fıkra yazarlarından (8 haziran 1969 ) Oğlumuz adlı hikayesinin Cumhuriyet gazetesi hikaye yarışması’nda (1948) ikincilik kazanması ve gene o sene Çınaraltı dergisinde yayımlanan ilk hikayeleriyle dikkati çekti; bir süre hikaye yazdı; sonra romana geçti

· 1961’de futbol milli takımı ile Norveç, Almanya ve Moskovaya gitti. Dönüşte intibalarını ‘Bir Köyden Bir Başşehre’ ve ‘Garingrad-Moskova Notları’ adlı röportajlarıyla belirtti.

· Tanınmış yazarlarımızın (Mehmet Kaplan, Behçet Necatigil,Fazıl Hüsnü, Naim Tiralı, Mehmet Çınarlı, Yusuf Ziya Ortaç) hemen hepsi ile yakın ilgisi olmuştur.

· Sanat sanat içindir prensibini benimser. insana , çevreye ve topluma gözlemci bir gözle değil, sanatçı bir gözle bakılması gerektiğini savunur.

· Roman, hikaye ve piyeslerinin dışında edebiyatla ilgisi, tenkidler, bilhassa tiyatro tenkidleri, denemeler şeklinde olmuştur.

· ‘Şiir eskimediği için vardır’ diyen Buğra yeni şiir anlayışına karşıdır.

· 1994 yılında İstanbul’da öldü.

ESERLERİ
· HİKAYE KİTAPLARI;
Oğlumuz (1949)
Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952)
İki Uyku Arasında (1954)
Hikayeler (1969)

· ROMANLARI;
Siyah Kehribar (1955)
Küçük Ağa (1964)
Küçük Ağa Ankara’da (1966)
İbiş’in Rüyası (1970)
Firavun İmanı (1975)
Dönemeçte (1978)
Gençliğim Eyvah (1979)
Yağmur Beklerken (1981)
Yalnızlar (1981)
Osmancık (1983)
Dünyanın En Pis Sokağı (1989)

· FIKRALARINDAN SEÇMELER;
Gençlik Türküsü (1964)

· DİL VE EDEBİYAT ÜZERİNE;
Düşman Kazanmak Sanatı (1979)

· DENEMELER;
Bu Çağın Adı (1990)

· GEZİ;
Gagaringrad (1962)

· OYUNLARI;
Ayakta Durmak İstiyorum (1966)
Dört Yumruk, Yüzlerce Çiçek Birden Açtı
Üç Oyun (Ayakta Durmak İstiyorum, Akümülatörlü Radyo, Yüzlerce Çiçek Birden Açtı 1981)