Eki 22

Peyami Safa * Canan
1.KİTABIN KONUSU:

Romanda; o zamanki Batı’ya hayran olma modasına uyan ve sonunda gerçeği kabullenip kendi özüne dönen, bir zamanlar aşkın gözünü kör ettiği Lâmis ve onu her yönde kullanan, bütün iyi niyetinden faydalanan Canan karekterleri dikkat çekmekte ve romanın hazzınnı bu iki karekter vermektedir.

2.KİTABIN ÖZETİ:

Bir Çerkes kızı olan Canan,küçük yaşta esirciler tarafından satın alınır ve saraya satılır.Sarayda güzelliği ile dikkatleri üzerine çeken Canan,daha sonra,zengin bir aile olan Şakir Bey’lere verilir.Burada, evin diğer çocuklarıyla beraber farklı bir muameleye tâbi tutulmadan büyütülür,gelinlik çağına gelince de Kâzım Bey adında bir binbaşıyla evlendirilir.Binbaşıyla beraber Edirne’ye giden Canan,kocasıyla anlaşamayınca,tekrar İstanbul’a döner.

Dönüşü takip eden günlerde,Şakir Bey’in şirketinde çalışan Lâmis ile tanışan Canan, kısa sürede onu kendine bağlar.Aradaki ilişkinin aşka dönüşmesi üzerine, Lâmis beş seneden beri evli bulunduğu Bedia’dan ayrılarak Canan ile evlenir. Lâmis’in Bedia’dan ayrılmasında Canan’ın cazibesi kadar, Lâmis’in Bedia da dahil olmak üzere yalı çevresine duyduğu nefretin payı da vardır. Çünkü o, Vaniköy’deki yalının yeknesak dekoru içinde sürdürülen hayat tarzını sevmemekte, beğenmemektedir.

Lâmis ile Canan evlendikten sonra Kalamış’da bir evde otururlar.Ancak oturdukları ev, köşke kıyasla hayli sönük bir yerdir. Canan, evliliklerinin ilk günlerinden itibaren bu evi mesele yapar ve Lâmis’e birtakım şikayetlerde bulunur. Lâmis’den umduğunu bulamayan, onun aylık maaşla isteklerini karşılayamayacağını anlayan Canan,başka erkeklerle ilişki kurmaya başlar.Lâmis karısıyla ilgili bazı sözler duysa da,bunların dedikodudan ibaret olduğuna inanır,pek önem vermez.

Evlilikleri böyle devam ederken,bir gün ,Canan’ın annesi olduğunu iddia eden yaşlı bir kadın çıkagelir.Ancak Canan, onu reddeder ve evden kovmak ister.Lâmis kadına acıdığı için evde alıkoyar.Evde düzenlenen alışılmış toplantıların birinde,Canan’ı bir erkekle gören kadın,olayı Lâmis’e anlatır.Bunun üzerine karısından şüphelenen Lâmis,daha sonra arkadaşı Selim ile onun gizli konuşmalarını duyar.Olayı izleyen günlerde Selim Canan ile olan ilişkisini itiraf eder.Hatta onun sadece kendisi ile değil,bir çok erkekle ilişkisi olduğunu söyler.Bu durum Lâmis ile Canan arasında kavgaya sebep olur.Kavga esnasında araya giren,ancak kızı tarafından bir kez daha reddedilen kadın,bunun üzerine kızı Canan’a saldırır; onu öldürerek evden kaçar.

Lâmis, Canan’ın ihanetinden ve ölümünden sonra yalıya döner.Yalının eskiye oranla daha viran olması bile, Lâmis için bir anlam ifade etmez.Nitekim O, en büyük günahları işledikten sonra bir mabet kapısına koşan insan gibi yalıya döner.Çünkü yalı, Kadıköy-Kalamış çevresinin sahteliğine karşı, kaybolmayan güzelliklerin, saadet ve huzurun mekanıdır.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:

Tutkuların baskısıyla bir takım vaadler ve geçici hevesler peşinde koşarak, bu uğurda bazı kutsal değerleri zedelemeyi göze alanlar, sonuçta hüsran ve pişmanlıktan başka bir şey elde edemezler.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

LÂMİS: Hislerine ve tutkularına yenilerek, gerçekler yerine hayal alemi ile mutluluk arayan, iyi niyet ile gerçek bir aşkı arayan, ama sonunda hayallerden uzaklaşarak gerçekleri görebilen bir kişidir. İlk başlarda bulunduğu şartlardan tiksinerek Batılı tarzı yaşamaya özense de , sonunda batının aldatıcılığını görerek güzelliği bulunduğu ortamda aramıştır.

CANAN:Kadıköy-Kalamış çevresinin seçkin bir kadınıdır.Yaratılışı itibarı ile mağrur ve ihtiraslı, aynı zamanda süs ve mücevher düşkünü güzel bir kadındır. Köşke gelen hemen hemen her erkek ona kavuşmak, en azından onunla ilişki kurmak istemektedir. Cânân, paranın vaadettiği saltanatlara sahip olmak emeliyle bu istekleri reddetmek istemez.

BEDİA:Aslen muhafazakâr bir kadındır.Namusuna ve ailesine düşkündür. Süs ve mücevherden hoşlanmamaktadır.

Dış görünüşe önem vermeyen, sade bir hayatı tercih eden, elindeki ile yetinmeyi bilen birisidir.
ŞAKİR BEY:Açık görüşlü, rahat bir şekilde kendini, duygu ve düşüncelerini ifade edebilen, geniş bir düşünür, birazcık da çok bilmiş, kendi hayat felsefesini her zaman önde tutan birisidir.

SELİM:Entelektüel kimliği ile, diğer kahramanlarla olan ilişkisi açısından sözcü olmaya en uygun kişidir. Her ne kadar Lâmis’e bazı gerçekleri gösterse de, gösterme usûlündeki tutarsızlığı ve dengesizliği ile olumsuz bir kişiliğe sahiptir.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

İnsanların hayatlarında vazgeçmemeleri gereken değerler vardır. Şayet insan tutkularının, arzularının esiri olursa, bu değerleri ayaklar altına alacak seviyeye bile gelebilir. Namus gibi… Birkaç kuruş para, lüks yaşam, insana herşeyi unutturur. Romanda anlatılan olayı, günümüzde sık sık magazin dergilerinde görebiliyoruz. Yazar yaklaşık bir asır önceyi anlatıyor ama sanki değişen birşey yok. Değişen tek şey günümüz toplumunun o zamana göre bu olayları ‘NORMAL’ karşılayabilmesidir.

Peyami Safa bu romanında; insanların para uğruna neler yapabileceklerini, neleri göz ardı edebileceklerini, iffetlerinden vezgeçme seviyesine kadar gelebileceklerini gözler önüne sermektedir.Romanda Birinci Dünya Savaşı zamanından bahsedilse de, olayların, günümüzde karşımıza çıkan olaylardan farklı olmaması , üzerinde önemle durulup düşünülmesi gereken noktadır.

6.KİKİTABIN YAZARI HAKKINDAKİ KISA BİLGİ:
PEYAMİ SAFA

1899′da İstanbul’da doğdu, 15 Haziran 1961′de İstanbul’da yaşamını yitirdi. Şair İsmail Safa’nın oğlu. Düzenli bir eğitim almadı. Kendi kendini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Kardeşi İlhami ile Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Bu gazetede “Asrın hikâyeleri” ilk hikâyelerini imzasız yayınladı (1919).Ayrıca, Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki de dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve’yi askerlik hizmeti yaparken kaybedince derinden sarsıldı. Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul’da öldü. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Fransızcayı, gramer kitabı yazabilecek kadar öğrendi. 43 yıl hiç durmadan yazdı. Güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçiydi. Nâzım Hikmet Ran, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin’le girdiği polemikler unutulmaz. Ölümünden hemen önce Son Havadis gazetesi başyazarıydı. Kendince edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” ismiyle yayımladı. Sayıları 80′i bulan bu kitaplar içinde Cumbadan Rumbaya (1936) romanı ve Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi ünlüdür.Ayrıca ders
kitapları da yazdı.

Eki 22

Peyami Safa * Biz Insanlar
KİTABIN KONUSU : AŞIK OLAN BİR İNSANIN DÜŞÜNME KABİLİYETİNİ NASIL
KAYBETTİĞİ VEGRRÇEKLERİ GÖREMEMESİ

KİTABIN ÖZETİ :KURTULUŞ SAVAŞI ZAMANINDA ZENGİN HALKTAN BAZILARI
KENDİ ÇIKARLARI İÇİN İŞGALCİ DEVLETLER İLE YANKINLAŞMA İÇERİSİNE GİRER.ORHAN O DÖNEMDE YATILI OKULDA ÖĞRETMENLİK YAPMAKTADIR.TALEBELERİNDEN TAHSİN, SINIF ARKADAŞI CEMİL’İN KAŞINI TAŞ ATARAK PATLATIR.ORHAN,CEMİL’İN TEDAVİSİNİ YAPTIRIP ANNESİNİN YANINA GÖTÜRÜR.TAHSİN’İN CEMİL’E TAŞ ATMASININ NEDENİ ‘EŞŞEK TÜRK’ DİYE HİTAP ETMESİDİR. ORHAN KÖŞKTE CEMİL’İN ABLASI VEDIA’YI GÖRÜR.İLK BAKIŞTA BİRŞEY YOK ZANNEDER FAKAT AŞIK OLMUŞTUR.ORHAN TAHSİN OLAYINDAN SONRA OKULDAN İSTİFA EDER.ÇÜNKÜ ORHAN’A GÖRE CEMİL’İN BİLMEYEREK BÜTÜN TÜRK HALKINA HAKARET ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜR.ARTIK ORHAN’I AÇLIK VE YOKSULLUĞUN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ GÜNLER BEKLEMEKTEDİR.KAR FIRTINASININ OLDUĞU BİR AKŞAM ORHAN YATAĞINDA SOĞUKTAN YATAMAZ.EN YAKIN CADDEYE ÇIKIP SON PARASIYLA SICAK BİR ÇAY İÇMEK İSTER.GİTTİĞİNDE KAHVEHANE KAPALIDIR VE OLDUĞU YERE DÜŞER.KAHVECİNİN ERKEN GELMESİYLE HAYATI KURTULUR VE ÖĞRETMENKEN EN İYİ ANLAŞTIĞI NECATİ’NİN EVİNE GİDER.NECAT’İ ORHAN’A BİR ARKADAŞININ ÇEVİRMEN ARADIĞINI SÖYLER.ARTIK ORHAN’INDA PARASI VARDIR. ESKİ ANILAR CANLANIR VE VEDİA TEKRAR AKLINA GELİR.ONU UNUTAMAZ AMA VEDİA İLE EVLANMEK İSTEYEN BİRÇOK KİŞİ VARDIR.BUNLARDAN SUBAY OLAN AHMET’İ GÖRDÜĞÜNDE BAŞINA GELECEKLERİ ANLAR AMA AŞKI DAHA ÜSTÜN GELİR.VE OLACAKLARI UMURSAMAZ. TAHSİN’İN BABASI BU ARADA HAPİSHANEDEN ÇIKAR.HAPİSHANEYE GİRMESİNİN NEDENİ VEDİA’NIN ANNESİDİR. VEDİA HERKESE AŞIKTIR VE BU ORHAN’I KORKUTUR.VEDIA İLE BİR AN ÖNCE EVLENMEK İSTER.VEDİA BUNA YANAŞMAMAKTADIR.VEDİA’NIN ANNESİ KÖYLÜLER TARAFINDAN SEVİLMEZ ÇÜNKÜ EVİNE FRANSIZ BAYRAĞI ASMIŞTIR.AHMET VEDİA’DAN UZAKLAŞMAK İÇİN CEPHEYE GİDER VE ORADA ÖLÜR.ORHAN VEDİA İLE BULUŞACAĞI BİR GÜN VEDİA’NIN HASTAHANEDE OLDUĞUNU ÖĞRENİR VE KOŞARAK HASTAHABEYE GİDER.VEDİA ŞUURSUZCA YATMAKTADIR.ORHAN GÜNLERCE HASTAHANEDE ONUN YANINDA KALIR.ÇOK HALSİZ DÜŞMÜŞTÜR.DOKTORLARIN TÜM ISRARLARINA RAĞMEN DİNLENMEYİ KABUL ETMEZ.VEDİA ESKİSİNDEN İYİDİR AMA HALA ŞUURU YERİNE GELMEMİŞTİR.İÇERİNİ HAVASINDAN SIKILAN ORHAN DIŞARIYA ÇIKMAK İÇİN AYĞA KALKAR AMA SENDELER.ÇOK BUNALIR.AYAĞA KALKMAK İÇİN TEKRAR HAREKET EDER.DUVARLARDAN TUTUNARAK KORİDORO ÇIKAR.AMA GÖZLERİ HİÇBİR ŞEY GÖRMEZ.MERDİVENLERDEN İNERKEN DENGESİNİ KAYBEDER VE DÜŞÜNMEK İSTEMEDİĞİNİ ÖLÜMÜ VEDİA’NIN AŞKINDAN OLUR.VEDİA ERTESİ SABAH İYİLEŞİR AMA AHMET’İN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDUĞU GİBİ ORHAN’IDA BİLİNMEZLİKLERİN İÇİNE ATARAK ÖLÜMÜNE NEDEN OLUR.AMA VEDİA HALA YAŞAMAKTADIR.

KİTABIN ANA FİKRİ:BİR ŞEYİ NE KADAR ÇOK İSTERSEK İSTEYELİM SAĞ DUYUMUZU,MANTIĞIMIZI ASLA KAYBETMEMELİ,HER ZAMAN GERÇEKLER DOĞRULTUSUNDA VE ARKADAŞLARIMIZIN ÖNERİLERİNE KULAK VEREREK KARAR VERMELİ,DUYGUSAL DAVRANMAMALIYIZ.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:KİTAPTA YABANCI CÜMLELERİN ÇOK FAZLA KULLANILMIŞ OLMASI KİTABIN AKICILIĞINI OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEMEKTEDİR.KİTAP BİLDİĞİMİZ AŞK KURGUSU UZERİNE YAZILMASINA RAĞMEN ZAMAN OLARAK KURTULUŞ SAVAŞI YILLARININ SEÇİLMESİ OKUYUCUNUN İLG,S,N, ÇEKMEKTEDİR.OLAYLARIN FAZLA VE KARMAŞIK OLMASI OKUYUCUNUN İSTEĞİNİ KIRMAKTADIR.AŞK ROMANLARINDAN HOŞLANIYORSANIZ OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM
KİŞİLERİN VE OLAYLARIN İNCELENMESİ:
ORHAN :ÖĞRETMENDİR.FARKLI GÖRÜŞLERİ YÜZÜNDEN EVDEN GENÇ YAŞTA AYRILMIŞTIR. ARKADAŞLARI TARAFINDAN SEVİLİR AMA BİRAZ DİK KAFALIDIR.YAKIŞIKLI VE LAF YAPMASINI BİLEN BİRİSİDİR.VEDİA’YI SEVER.AŞIRI DUYGUSAL BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.
VEDİA:HER GÖRDÜĞÜNE AŞIK OLAN BİRİSİDİR.DUYGUSAL YÖNDEN GELİŞMEMİŞTİR.CİVARDAKİ EN GÜZEL KIZDIR.FİZİKSEL OLARAK NARİN BİR YAPIYA SAHİPTİR.ARKADAŞLARI TARAFINDAN SEVİLİR.ORHANLA BİRLİKTE BİRÇOK KİŞİYE AŞIKTIR.
AHMET :KENDİSİ SUBAYDIR. VEDİA’YA İLK GÖRDÜĞÜNDEN BERİ AŞIKTIR.BİRAZ FAZLA DUYGUSAL OLDUĞUNDAN GERÇEKLERİ GÖREMEZ.YAKIŞIKLI V ESAKİN BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.ÇEVRESİİNDE SEVİLİR.
TAHSİN:YATILI OKULUN EN SESSİZ ÖĞRENCİSİDİR.BABASI HAPİSHANEDE VE ANNESİ ÖLMÜŞTÜR.ZEKİDİR AMA FAZLA KONUŞMAZ.YERLİ HALK TARAFINDAN ÇOK SEVİLİR.DUYGUSAL AÇIDAN ÇOK ZARARLAR GÖRMÜŞTÜR AMA BELLİ ETMEZ.
CEMİL:VEDİA’NIN KARDEŞİDİR.BATI KİLTİRİ ALTINDA YETİŞMEKTEDİR. KENDİNİ BEĞENMİŞ OLDUĞUNDAN PEK SEVİLMEZ.BURNU HAVADADIR.ZEKİDİR AMA ARKADAŞLARINI HOR GÖRDÜĞÜNDEN YALNIZDIR.TEK DOSTU ONU YETİŞTİREN DADISIDIR.
NECATİ:ÖĞRETMENDİR.HER ALANDA BİLGİSİ VARDIR.ARKADAŞLARI ARASINDA SEVİLİR.ORHAN’IN EN İYİ DOSTUDUR.GERÇEKLERE GÖRE KARAR VERİR.YARDIM SEVERDİR.MİLLİYETÇİ BİR YAPIYA SAHİPTİR.
VEDİA’NIN ANNESİ:BATI HAYRANIDIR.YERLİ HALK TARAFINDAN SEVİLMEZ.ÇOCUKLARINI BATILI GİBİ YETİŞTİRMEK İSTEMEKTEDİR.KOCASINI KAYBETMİŞTİR.HER GECE İSTİLA KUVVETLERİNE PARTİ VERİR.ZEKİ VE KİNCİ BİR KİŞİLİĞE SAHİPTİR.HALKI UMURSAMAZ VE ONLARI KÜÇÜK GÖRÜR.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul’da 1899’da doğdu.Servet-I Fünün şairlerinden İsmail safa’nın oğludur,iki yaşında iken,Sivas’ta bulunan babasını kaybetti(1901).Düzenli okul öğretimi gçremedi.Kendi kendini yetiştirdi.1. Dünya Savaşı yıllarında öğretmenlik yaptı.15 Haziran 1961’de öldü.
Roman yazarı ve gazetecidir.Psikoloijk romanlarıyla tanınmıştır.Yazılarında dönemin siyasal olaylarından etkilenmiştir.Cingöz recai adlı yazı dizisiyle ün toplamıştır.Psikoloji,sosyoloji,edebiyat ve felsefe alanlarında yazılar yazmıştır.Temel konu olarak insanların düşmüş olduğu kötü durumlardan ders çıkarmayı amaçlamıştır.
ESERLERİ:
ÖYKÜ:Gençliğimiz(1922),Siyah beyaz hikayeler(1923), İstanbul hikayeleri(1923),Aşk oyunları(1924), Süngülerin Gölgesinde(1924), Ateşböcekleri(1925).
ROMAN:Mahşer(1924), Bir Akşamdı(1924), Sözde Kızlar(1925), Canan (1925), Şimşek(1928), 9. Hariciye Koğuşu(1931), Fatih-hHarbiye(1931), Bir Tereddüt Romanı(19339, Yalnızız(1951), Biz İnsanlar(1947).
OYUN: Gün doğuyor(1937).