Tem 18

Bir Düğün Gecesi / Adalet AĞAOĞLU
KİTABIN ADI :BİR DÜĞÜN GECESİ

KİTABIN YAZARI :Adalet AĞAOĞLU

YAYIN EVİ :REMZİ KİTABEVİ

BASIM YILI :1984

SAYFA SAYISI :363

1.KİTABIN KONUSU :Fitnat hanımın torununun düğününde yaşanan olaylar.

2.KİTABIN ÖZETİ :Bütün olaylar Ankara’da birkaç saatlik düğün esnasında geçer.Her biri ayrı yollar tutturmuş üç çocuk anası Fitnat Hanımın torunu Ayşen evlenmektedir.12 Mart hadiselerinden bir süre sonradır.Fitnat Hanımın büyük oğlu İlhan eski bir milletvekili, halen işini bilir zengin bir insandır.Karısı Müjgan da bu burjuva hayatına uymuştur.Fitnat Hanımın öğretim üyesi olan küçük kızı Aysel marksisttir ve yeğeninin düğününe gelmemiştir.Aysel’in kocası Ömer de Siyasal Bilgilerde profesör iken marksist düşüncelerinden dolayı bir ara görevinden uzaklaştırılmışsada tekrer görevine dönmüştür.Fitnat hanımın diğer kızı ressam Tezel inançsız ve bedbin bir marksistse de , dönemin adamı olmaya yanaşan solcuları göre göre onlara olan inancını da kaybetmiştir.Tezel iki defa evlenip boşanmıştır,bohem bir hayat sürmektedir.İlhan kızı Ayşen’in anarşistler eline düşmekte olduğunu fark ederek onu bir general oğlu olan Ercan’la alelacele evlendirmektedir.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:Bir ailenin nasıl dağıldığı ve çocukların nasıl kötü yollara saptığı anlatılıyor.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Fitnat hanım:Üç çocuk anası yaşlı bir kadın.

İlhan:Fitnat hanımın büyük oğlu ve milletvekili.

Ayşen:Fitnat hanımın küçük torunudur.

Müjgan:İlhanın karısı.

Aysel:Fitnat hanımın küçük kızı ve öğretim üyesi.

Ömer:Ayselin kocası ve aynı zamanda profesör.

Tezel:Fitnat hanımın diğer kızıdır ve inançsızdır.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap genel itibarıyla konu olarak çok güzel fakat yazar o dönemin siyasi olaylarını romanda çok aşırı şekilde irdelemiş.Eski dönemlerdeki yaşantılar bence şimdikinden çok farklı değil.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

Adalet AĞAOĞLU Ankara Dil ve Tarih Coğrafya fakültesi Fransız dili ve edebiyatı bölümünü bitirdi.(1950).TRT program dairesi uzmanlığı , bu dairede başkanlkık görevlerinde bulundu;1970’teradyodan ayrıldı.Radyo ve sahne için oyunlar yazdı.Üç oyun yapıtıyla TADK 1974 Tiyatro ödülünü aldı.Taşrada eski eşraf ailelerinin yaşamı,Cumhuriyet döneminde toplumsal değişimin yol açtığı sarsıntılar,gibi konuları öykü ;(Sessizliğin ilk sesi 1978 ;Hadi gidelim1982) ve romanlarında (Ölmeye yatmak,1973 ; Bir düğün gecesi ; Yaz sonu 1980 ; Üç beş kişi 1984)konu edindi.Yaşamı ve edebiyat hayatıyla ilgili anıları Göç temizliği (1985),deneme –eleştiri yazıları Geçerken (1986) yapıtlarındadır.

Ara 12

Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu
Bir Düğün Gecesi
Adalet Ağaoğlu

KİTABIN ADI : BİR DÜĞÜN GECESİ
KİTABIN YAZARI : ADALET AĞAOĞLU
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ÜLKEM YAYINEVİ
BASIM YILI : 1976
KİTABIN KONUSU
12 Mart olayı

KİTABIN ÖZETİ
Ali Usta yalnız değildir. Ve insan değişebilir. Kişilere, olaylara topluma yöneltilen eleştirilerin büyük çoğunluğu,’nihilist’,’anarşist’,’her tür inançtan kirişi kırmış’ Tezel’ den geliyor , hani bir duvara slogan yazmaya kalkışsa nerdeyse ‘tek yol,alkol!’ yazacağına bizi inandırdığı Tezel’den; profesör Ömer’den ya da Ali Usta’dan değil. Tezel ne anlayışlı, ne de dengeli olmak zorunda diye düşünür Ömer .Tezel’se benim anarşizmim de öyle yarım yırtık, öyle geri kalmış diyor. Ömer durmadan kendisiyle hesaplaşmakta. Bir yerde kendini ekonomiden,bilimden boşalttın bile diyor kendi kendine Ali Usta ise ancak genel doğrular söyleyebilir; sözgelimi öğrenci hareketleri için Tuncer’e dedikleri: Sizlersiz olmaz , ama yalnız sizinlede hiçbir bok olmaz. Sözgelimi ressam Tezel’in Boğaz Köprüsü’nde geçerken burda Boğaz’a, Kızkulesi önlerine salkımsaçak düşen ışıklar bir yudumluk içkiye ne güzel meze olur! Ama Tezel’in içine biraz tereyağı karışmış bal rengi gözlerinde söyledikleriyle uyumlu başıboş bir ışıltı’da yok değil üstelik. Fıtnat Hanım’a, Aysel’i düşünürken, kendi sıkıntılarını bile getirdiğini görmedim. Taşralı avukat,sonra arsa spekülatörü,sonra inşaatçı,sonra bilmem ne motorlarının Türkiye temsilcisi ve o motorları orduya satmakta hünerli.

Babası bir şarıkıcı kadına tutulup anasını bıraktığı, Adanalı fabrikatör oğlu da kendisini değil başka bir kızı sevdiği için ‘hızlı devrimci’ kesilen Zehra;anasının babasının parasıyla profesyonel devrimcilik yapmaya kalkışan,bu arabayı keyif için tutmuyorum altımda. Bir gün…bir gün…deyip duran kendisine ‘abi’ diyen,elindeki paket sigaracığıyla hapishanede ziyaretine gelen gececik bir öğrenciye ‘Ulan beni sen ele verdin değilmi?’ diyebilen Oktay; onlar için her gün taa nerelerden kalkıp nerelere taşınanlara, onlara temiz çamaşırlar getirip kirlilerini götürenlere,kendileri yemeyip, çoluklarına çocuklarına da yedirmeyip bumlara tepsi tepsi baklava, börek taşıyanlara,ordan burdan borç alıp,yani iane toplayıp azlığından da utana sıkıla paraları verenlere bir afra, bir tafra: Biz içerdeyiz,siz niye dışardasınız?havası atanlar…
Tuncer ,bir marangozun oğlu. Son sınıfın, derslerinde çok tembel, eylemlerinde çok çalışkan bir öğrencisiyim. O son sınıfa gelebilmem için marangoz babam günde kaç dolap kapağı fazladan biçmiştir! Öğrenci hareketinin önde gelenlerinden. 23 yaşında kendini devrime adamış biriydim. Devrimci genç imajında sevdaya, aşka yer yoktur ama Yıldız’ı (Milletvekili Remzi Tarakçı’nın kızı ) tanıyınca fark eder bir elin sıcaklığından ne denli yoksun olduğunu: Demek hep yalnızmışım ! Beni seven ,benimde yürekten sevdiğim onca arkadaşımın arasında yapayalnızmışım da haberim yokmuş…Prof.Ömer’e ‘dudak büken’,derslerde Ömer’in karşısına geçip ‘Ooo, maşallah hocam, bakıyoruz Küba’nın ekonomisini de eleştiriyorsunuz artık. Sonra da sosyalist geçiniyorsunuz’’ diyen,Ömer ders verirken ‘in aşağı !’ diye bağıranlara öncülük eden Tuncer , zengin kızı Yıldız’la evlenir, Lozan’a atar kapağı doktora yapmak için.
Düğün gecesinde karşılaştığı hocası Ömer’e suçluluk duygusu içinde, ‘Yıldız’la çok sevdik birbirimizi… çok da seviyoruz hocam…’ demek zorunluluğunu duyan, ‘burda yapılacak ne kaldı ki’lere sığınmaya çabalayan, ama kendi kendisiyle kaldığı zaman ‘Ben Yıldız’ı mı seviyorum, Yıldız’la birlik kendimi İsviçre’de,doktorasını yapan biri olarak buluverişimi mi?’diye sormadan edemeyen, küçük oğlan kardeşinin kendisinden iğrendiğini bilen, Remzi Tarakçı’nın Çankaya’nın tepesindeki evine girip çıkarken bir zamanlar küçümsediği polis Ahmet’e görünmekten ürken, ‘Ali Usta’nın dükkanından içeri nasıl gireceğim?’ diye kaygılanan Tuncer…Tuncer, sadece ‘Tuncer’ mi? Bir bakın çevrenize: Tuncer,sadece ‘Tuncer’ mi?
‘İntihar etmeyeceksek içelim bari!’ Daha düdüğün ta başında böyle söylemişti. İçimde yakaladığım yepyeni bir şey.Bu, o bungun düğünden de, Aysel’in götürülüşünden de, Ayşen’den de, evime dönmeyişimden de, dahası o tek kurşundan da öne geçiyor. Herşeyi kavrayıp içine alıyor: Tezel bile yaşamak istiyor!’ Ömer ‘in değerlendirmesi,bu.
Tezel ‘Yirmi beşlerinde, çiçeği burnunda, elinden en iyi gelenle insanlığını ve ülkesini mek parmak yüceltmeye çalışırken sınırdışı edilmiş, yersiz yurtsuz bir vatandaş –ne vatandaşı canım- sınırdışı edilmiş bir hiç olarak duydum kendimi.’
Kimi zaman da, Ömer’in halkının adresini bilmediğini ileri sürmesi gibi, sadece hırçınlık olarak kalıyor. Ama yaşayan, yapay yanları olmayan –hatta sevimli- biri Tezel. Adalet Ağaoğlu’nun olumlu kişisi Ali Usta’dan daha gerçek, daha inandırıcı.

KİTABIN ANA FİKRİ
Birdüğün insanın şeytan olmadığı çevredekilerin şeytangibi davrandığı felsefesini savunmaktadır

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARINDEĞERLENDİRİLMESİ
Tezel,Ömer,Tuncer,İlhan,Dereli,Ayşen,Ali Usta…kişiler arasında özelle genel arasında belirgin bir ayrım yapılmıştır.Böylece gerçekçi bir roman ortaya çıkmıştır.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Sevgisizliklerin,yıkılışların,kuşkuların,ka çışların kendinden hoşnutsuzlukların romanıdır. Toplumsal çözülüşün ağır bastığı bir dönemde,umarsız ve yalnız bireylerin umarsız ve yalnız bireylere bel bağlama çabalamaların romanı; nicedir bekleyen bir eleştiricinin romanı; yer yer Sartrenin ‘Cehennem başkalarıdır.’ Sözünü anımsatan bir roman. Ama bu kadar değil . karanfilleri,gülleri,glayölleri aşarak Anadolu Kulübüne girebilen sarı kır çiçeklerinin de romanı.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Adalet Ağaoğlu’nun yazıları sürükleyici ve akıcıdır. Yazar edebiyat hayatı boyunca sabit kalmamışher konuda çeşitli romanlar yazmıştır. Adalet Ağaoğlu’nu edebiyatımızda bir dönüm noktası olarak ifade etmek mümkündür.

Eki 2

Bir Düğün Gecesi – ADALET AĞAOĞLU

Bir Düğün Gecesi
ADALET AĞAOĞLU
KİTABIN ADI : BİR DÜĞÜN GECESİ
KİTABIN YAZARI : ADALET AĞAOĞLU
YAYIN EVİ VE ADRESİ : ÜLKEM YAYINEVİ
BASIM YILI : 1976
KİTABIN KONUSU
12 Mart olayı

KİTABIN ÖZETİ
Ali Usta yalnız değildir. Ve insan değişebilir. Kişilere olaylara topluma yöneltilen eleştirilerin büyük çoğunluğu’nihilist’’anarşist’’her tür inançtan kirişi kırmış’ Tezel’ den geliyor hani bir duvara slogan yazmaya kalkışsa nerdeyse ‘tek yolalkol!’ yazacağına bizi inandırdığı Tezel’den; profesör Ömer’den ya da Ali Usta’dan değil. Tezel ne anlayışlı ne de dengeli olmak zorunda diye düşünür Ömer .Tezel’se benim anarşizmim de öyle yarım yırtık öyle geri kalmış diyor. Ömer durmadan kendisiyle hesaplaşmakta. Bir yerde kendini ekonomidenbilimden boşalttın bile diyor kendi kendine Ali Usta ise ancak genel doğrular söyleyebilir; sözgelimi öğrenci hareketleri için Tuncer’e dedikleri: Sizlersiz olmaz ama yalnız sizinlede hiçbir bok olmaz. Sözgelimi ressam Tezel’in Boğaz Köprüsü’nde geçerken burda Boğaz’a Kızkulesi önlerine salkımsaçak düşen ışıklar bir yudumluk içkiye ne güzel meze olur! Ama Tezel’in içine biraz tereyağı karışmış bal rengi gözlerinde söyledikleriyle uyumlu başıboş bir ışıltı’da yok değil üstelik. Fıtnat Hanım’a Aysel’i düşünürken kendi sıkıntılarını bile getirdiğini görmedim. Taşralı avukatsonra arsa spekülatörüsonra inşaatçısonra bilmem ne motorlarının Türkiye temsilcisi ve o motorları orduya satmakta hünerli.

Babası bir şarıkıcı kadına tutulup anasını bıraktığı Adanalı fabrikatör oğlu da kendisini değil başka bir kızı sevdiği için ‘hızlı devrimci’ kesilen Zehra;anasının babasının parasıyla profesyonel devrimcilik yapmaya kalkışanbu arabayı keyif için tutmuyorum altımda. Bir gün…bir gün…deyip duran kendisine ‘abi’ diyenelindeki paket sigaracığıyla hapishanede ziyaretine gelen gececik bir öğrenciye ‘Ulan beni sen ele verdin değilmi?’ diyebilen Oktay; onlar için her gün taa nerelerden kalkıp nerelere taşınanlara onlara temiz çamaşırlar getirip kirlilerini götürenlerekendileri yemeyip çoluklarına çocuklarına da yedirmeyip bumlara tepsi tepsi baklava börek taşıyanlaraordan burdan borç alıpyani iane toplayıp azlığından da utana sıkıla paraları verenlere bir afra bir tafra: Biz içerdeyizsiz niye dışardasınız?havası atanlar…
Tuncer bir marangozun oğlu. Son sınıfın derslerinde çok tembel eylemlerinde çok çalışkan bir öğrencisiyim. O son sınıfa gelebilmem için marangoz babam günde kaç dolap kapağı fazladan biçmiştir! Öğrenci hareketinin önde gelenlerinden. 23 yaşında kendini devrime adamış biriydim. Devrimci genç imajında sevdaya aşka yer yoktur ama Yıldız’ı (Milletvekili Remzi Tarakçı’nın kızı ) tanıyınca fark eder bir elin sıcaklığından ne denli yoksun olduğunu: Demek hep yalnızmışım ! Beni seven benimde yürekten sevdiğim onca arkadaşımın arasında yapayalnızmışım da haberim yokmuş…Prof.Ömer’e ‘dudak büken’derslerde Ömer’in karşısına geçip ‘Ooo maşallah hocam bakıyoruz Küba’nın ekonomisini de eleştiriyorsunuz artık. Sonra da sosyalist geçiniyorsunuz’’ diyenÖmer ders verirken ‘in aşağı !’ diye bağıranlara öncülük eden Tuncer zengin kızı Yıldız’la evlenir Lozan’a atar kapağı doktora yapmak için.
Düğün gecesinde karşılaştığı hocası Ömer’e suçluluk duygusu içinde ‘Yıldız’la çok sevdik birbirimizi… çok da seviyoruz hocam…’ demek zorunluluğunu duyan ‘burda yapılacak ne kaldı ki’lere sığınmaya çabalayan ama kendi kendisiyle kaldığı zaman ‘Ben Yıldız’ı mı seviyorum Yıldız’la birlik kendimi İsviçre’dedoktorasını yapan biri olarak buluverişimi mi?’diye sormadan edemeyen küçük oğlan kardeşinin kendisinden iğrendiğini bilen Remzi Tarakçı’nın Çankaya’nın tepesindeki evine girip çıkarken bir zamanlar küçümsediği polis Ahmet’e görünmekten ürken ‘Ali Usta’nın dükkanından içeri nasıl gireceğim?’ diye kaygılanan Tuncer…Tuncer sadece ‘Tuncer’ mi? Bir bakın çevrenize: Tuncersadece ‘Tuncer’ mi?
‘İntihar etmeyeceksek içelim bari!’ Daha düdüğün ta başında böyle söylemişti. İçimde yakaladığım yepyeni bir şey.Bu o bungun düğünden de Aysel’in götürülüşünden de Ayşen’den de evime dönmeyişimden de dahası o tek kurşundan da öne geçiyor. Herşeyi kavrayıp içine alıyor: Tezel bile yaşamak istiyor!’ Ömer ‘in değerlendirmesibu.
Tezel ‘Yirmi beşlerinde çiçeği burnunda elinden en iyi gelenle insanlığını ve ülkesini mek parmak yüceltmeye çalışırken sınırdışı edilmiş yersiz yurtsuz bir vatandaş –ne vatandaşı canım- sınırdışı edilmiş bir hiç olarak duydum kendimi.’
Kimi zaman da Ömer’in halkının adresini bilmediğini ileri sürmesi gibi sadece hırçınlık olarak kalıyor. Ama yaşayan yapay yanları olmayan –hatta sevimli- biri Tezel. Adalet Ağaoğlu’nun olumlu kişisi Ali Usta’dan daha gerçek daha inandırıcı.

KİTABIN ANA FİKRİ
Birdüğün insanın şeytan olmadığı çevredekilerin şeytangibi davrandığı felsefesini savunmaktadır

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARINDEĞERLENDİRİLMESİ
TezelÖmerTuncerİlhanDereliAyşenAli Usta…kişiler arasında özelle genel arasında belirgin bir ayrım yapılmıştır.Böylece gerçekçi bir roman ortaya çıkmıştır.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Sevgisizliklerinyıkılışlarınkuşkularınka çışların kendinden hoşnutsuzlukların romanıdır. Toplumsal çözülüşün ağır bastığı bir dönemdeumarsız ve yalnız bireylerin umarsız ve yalnız bireylere bel bağlama çabalamaların romanı; nicedir bekleyen bir eleştiricinin romanı; yer yer Sartrenin ‘Cehennem başkalarıdır.’ Sözünü anımsatan bir roman. Ama bu kadar değil . karanfillerigülleriglayölleri aşarak Anadolu Kulübüne girebilen sarı kır çiçeklerinin de romanı.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Adalet Ağaoğlu’nun yazıları sürükleyici ve akıcıdır. Yazar edebiyat hayatı boyunca sabit kalmamışher konuda çeşitli romanlar yazmıştır. Adalet Ağaoğlu’nu edebiyatımızda bir dönüm noktası olarak ifade etmek mümkündür.