Şub 22

AdaVictoria Hislop
Kitap Özet

“Hislop, Girit hayatını tutkuyla anlatıyor. Ama asıl övgüyü, çizdiği, toplumdan dışlanmış insan portreleriyle hakediyor.”
-Guardian-

Hayatını değiştirecek bir karar alma noktasına gelen Alexis Fielding, annesinin geçmişini öğrenmek için yanıp tutuşuyordu. Annesi Sofia ise, geçmişten bahsetmemekte kararlıydı. Yalnızca, Londra’ya taşınmadan önce, Girit’te, küçük bir köyde büyüdüğünü söylemişti. Fakat Alexis, Girit’e gitmeye karar verdiğinde, Sofia, eski bir dosta götürmesi için kızına bir mektup verdi. Bu mektup, ailesinin geçmişine ait sırrı çözmesinde Alexis’e yardım edecekti.

Alexis, Plaka’ya vardığında, kıyının biraz uzağındaki küçük ve terkedilmiş Spinalonga Adası’nın bir zamanlar, Yunanistan’ın cüzzam kolonisi olduğunu öğrenecek ve sarsılacaktı. Çok geçmeden Fotini’yi bulacak ve Sofia’nın gizemli geçmişini keşfedecekti. Büyük büyükannesi Eleni ve kızlarının, cüzzam ve savaşla yaralanan trajik hikayesini ortaya çıkaracak, adayla ne kadar sıkı bir bağının bulunduğunu ve sırların yaşamlarını nasıl yönlendirdiğini anlayacaktı…
(Tanıtım Bülteninden)

Ada

Ara 17
Ada

Ada” kitabının özeti
YAZARI: Akşit Göktürk

KİTABIN ÖZETİ :

Utopyada Ada : “Ada”nın “dünya“dan daha iyi bir yer, daha mutlu bir yaşama ortamı olarak düşünülmesi ile utopya ortaya çıkar. Utopya , Thomas More’ un bu türe adını veren ünlü yapıtında olduğu gibi, başka ilkelerle işleyen daha iyi daha güzel bir toplum ülküsünün dile gelişidir. Utopya yazarının amacı, uzak bir adanın duygusal renkliliği ya da eşine rastlanmadık tehlikelerini anlatmak değil, sunacağı bir toplum düzeniyle hem kendi toplumunun işleyişindeki aksaklıklara çözüm yolu önermektir.

-İlk Çağda Özlenen Ada : Utopyacının örnek toplum ülküsünde bildiğimiz tarihsel zamanın akışı ötesinde bir süreklilik kalıcılık verecektir. Bütün bu özellikler “ada”yı derli toplu bir düzenin, güvenliğin, mutluluğun ancak kafalarda birer özlem olarak sürdürdüğü büyük “dünya” nın karşıtı kılar.

-Orta Çağda Özlenen Ada : İlk Çağın özlediği mutluluk adası, gerçek dünya ile karşıtlığı yönünden bir öte dünya öğretisiyle kolayca bağdaştırılabildiği için, orta çağda Hrıstiyanlığın cennet ülküsü ile birleşir. Halk batıdaki cennet ada inancını günlük yaşamın gerçekleri çevresine sokmaktan hoşlanır. Bu halkın bu dünyanın nimetleri ile dolup taşan bir cennet düşünmesine yol açar. Ondördüncü yüzyıl başlarından kalma ingiliz halk şiiri “The Land Of Cokaygne” bu düşünce eğlimini yansıtır. İspanya’ nın batı açıklarında bir ülkedir Cokaygne. Cenneten güzeldir Cokaygne. Nedir ki cennet dedikleri, çimenlikten, çiçeklerden, yeşil dallardan başka? Ne bir salon ,ne oda, ne oturacak bir iskemle vardır orda. Susuzluğunu dindirmek için, sudan başka içki yoktur. Oysa Cokaygne’ nin ırmaklarından yağ, bal, süt, şarap akar. Her yiyeceğin en iyisi oradadır. Kiliselerin kuleleri, pastadan yapılmıştır. Nar gibi kızarmış kazlar, tıpkı Brugel’in Ünlü “Schlaraffenland” tablosundaki gibi, “ Ye beni!” diyerek, gökten insanın ağzına süzülüverir.

Yeniçağda Özlenen Ada : Cokaygne ile Utopia arasında aşağı tukarı ikiyüz yıl vardır. Bu süre içinde Avrupa insanın büyük değişikliklere uğramış, yeni çağ başlamıştır. Fransız, İngiliz, İtalyan yazınları büyük gelişme gösterdi. İspanyol yazınları bu dönemi, bugün bile “ Altın Çağ “ diye anılır. Yazın alanında bu yeni gelişme ada kavramında da değişiklik yarattı. Özlenen mutluluk adası, ölümün gölgesinde taşıyan Hrıstiyanlık cenneti değildi artık.

Gulliver Adaları : Gulliver Gezileri, insanlığın başlıca dört yönünü ele alan bir taşalamadır. Lilliput, Brobdingnag ülkekeri insanın insanın politik bayağılıkları ile gövdece çirkinliğini; Laputa, Balnibarbi, Glubbdubrib, Luggnagg adaları insanın kafasının sapıklıklarını, düşünen atlar Houyhnhmlerin adası ise çökmüş insan ahlakını, yürekler acısı gülünçlüğüyle göz önüne serer.

Robinsonadda Ada : Yeniçağda Avrupa insanının büyük denizlere, bilinmeyen kıtalara, ülkelere açılmasıyla gelişen gezi yazını, ada utopyalarının yanı sıra, sonradan robinsonad diye adlandırılacak yeni bir öykü türü ortaya çıkmasına başlıca etken olur. Robinsonad, Alman uazın tarihçilerin başlangıçta, Robinson Cruose’ yu yansılayan ıssız ada öykülerine taktıkları addır. Robinsonadda utopyadakinin tam tersi anlamlar kazanır. Utopyada bu özellikler kendine yeterlilik, güvenik, derli topluluk, tarihsel akış dışında bir kalıcılık anlamına gelirken, robinsonadda ada ortamının dışa kapalılığı, bir tutsaklık sürgün duygusuna, görünmez tehlikeler karşısında duyulan bir korkuya; kendiyle sınırlamışlığını korkunç bir yalnızlığa ; duran – zaman biçimi ise, uygar dünyanın akışından kopmuşluk düşüncesine dönüşür.

Robinson Crusoe : Kocaman azgın bir dalganın, gemisi batmış Robinson Crusoe’ yu kaldırıp bir ıssız adanın kayalık kıyılarına atmasıyla, ada konusu yazın alanında gelmiş geçmiş en ünlü örneğine kavuşur, yeni çağın öykücülük sanatında da yepyeni bir çığır açılır.

Çağdaş Romanda Ada : On dokuzuncu yüzyılda gemiciliğin sürekli olarak ilerlemesi, dünya denizlerinin karış karış bilinir bir duruma gelmesi, yazın alanında ada konusunun uygulanışını birkaç yönden etkilemiş bir gelişmedir.

Okyanusların bilinmez birer tehlike alanı olmaktan çıkmasıyla, deniz kazaları, batık gemiler, ıssız ada serüvenleri on sekizinci yüzyıl sonlarından bu yana hızla azalınca, günümüz insanın serüven özlemi de başka konulara yönelmiştir. Bu gün bilim-kurmaca romanları ıssız ada konusu üzerine değil, teknik gelişmenin varabileceği bilinmez alanların ürpertici serüvenleri üzerine değil kurulmaktadır. Öte yandan, gene teknik gelişmenin bir sonucu olarak uzay insan oğlunun önünde uzanan uçsuz bucaksız bir serüven alanı durumuna gelmiştir.

Sonuç Olarak ; Bir ada ortamı, kendisini belirleyen, dışa kapalılık kendisiyle sınırlandırmışlık, duran-zaman biçimi gibi özellikleriyle “dışarı” nın, dış dünyanın karşıtıdır. Yaratıcı bir yazar, anlattığı bir olayı ya da durumu istediği oranda geçirebilir. Ancak anlattıklarına yer olarak bir adyı seçen yazarı, ada ortamının bu özellikleri belli ölçüde sınırlar. Bu bakımdan, yazındaki düşsel adalar çoğu arasında ortak benzerlikler vardır.

Bütün düşsel adalar bir denizle çevrili ya da sularla çevrilidir, hepsi dışarıya kapalıdır. Dışarıdan içeriye, içeriden dışarıya bir giriş çıkış zordur. Dışarıdan bu ayrılmışlık, Atlantis’ te adanın çevresindeki kanallara, dev duvarlarla, St. Brendan’ ın adasında adayı bir örtü gibi saran sis bulutlarıyla pekiştirilirken, More’ un Utopya’sında yarım ay biçimindeki adaya giriş çıkışın sıkı bir denetim altında bulunan tek limana bağlanması dile getirilir.

Görüldüğü gibi, ada kavramına duyulan ilgi çok eski çağlardan günümüze değin insan bilincinde süregelmiştir. İnsanoğlunun bilinci ile gözlemi, ada ortamını bütün değişik anlamıyla yaşamıştır.

Ara 14
Ada

Ada
KİTABIN ADI AdaKİTABIN YAZARI Aldous HUXLEY

ÇEVİREN Seriha AKAYYA

YINEVİ VE ADRESİ Yol Yayınları 1983 Ayrıntı Yayınları 1999

KİTABIN YAYIM MAKSADI Yazarın ömrü boyu arayış içerisinde olduğu iç huzuru Zen Budiziminde nasıl buluduğunu ütopik bir tarzda anlatmak amacıyla yayınlanmış bir kitap.

KİTABIN ÖZETİ :

Kitabın kahramanı Will Farnaby gazetecilik yapan aynı zamanda işi dolaysıyla dolaştığı yerlerde patronunun işlerini de takip eden birisidir. Patronu petrolden bankacılığa gazete patronluğuna kadar uzanan geniş bir şirketler topluluğu yönetmektedir.

Will Farnaby karısıyla birkaç yıllık evlidir ve evliliklerinin ilk aylarından beri karısını aldatmaktadır. Mutlu olmadığını anlar ve karısını terk etmeye karar verir. Bu durumu karısı öğrenince arabasına atlar ve evi terk eder. Dikkati dağılan ve aşırı sürat yapan kadın kaza yapar ölür. Bu durumda karısının araba kullanmasına izin verdiği için suçluluk hisseder.

Will Farnaby geçirdiği deniz kazası sonucu kendini bitkin bir halde Pala adında bir adanın kıyılarında bulur. Küçük bir kız tarafından kurtarılır, ilk meditasyonla bu kız sayesinde tanışır, bu ada özgün bir yönetime, özgün geleneklere sahip, Zen Budizmine inanılan, teklenojinin henüz istila etmediği, ordusu olmayan, barış içerisinde yaşayan, tropikal bir adadır. Will gördüğü bu ilk meditasyonla (Metafiziğin) ve doğu mistiğinin büyüsüne kapılır.

Pala’ da; kızlara ve erkeklere küçük yaşlardan itibaren özgürlük tanınır, aralarında ilişkiler kurmalarına karışılmaz hatta, kadınlarla kadınların, erkeklerle erkeklerin aralarındaki ilişkiler yadırganmaz, seksin her türü doğal ve varoluşun bir sonucu olarak görülür, çiftler arasında sahiplenme yoktur. Evlilik vardır fakat çocuklar KEEK denen bir yapı içerisinde bir çok anne babaya sahip olurlar bu yapıda 20-30 aile bulunur, her yaştan çiftler çocuklara annelik babalık yaparlar, onlara göre çocuklar kısır bir döngü içerisinde değil, bir çok değişik insanla tanışarak, onlardan yeni şeyler öğrenerek bir çok anne babaya sığınarak büyürler.

Pala’ da; Budizmin bir kolu olan ve kuzey Budizminin büyük kurtuluş yolu Budizmin farklılaşmış ve gelişmiş biçimi olarak kabul edilen

“Mahayana” ya inanılır. Kuzey Budizminin özelliği yaşamın içerisinde insanın kendinde mirvanaya ulaştığı inancıdır. Fakat Pala’daki budizm aynı zamanda “Tantra” denilen hinduizim bir koluda mahayanayla birlikte iç içe yaşanmaktadır. Tantraya göre tutkulardan kurtulmanın doğru ve en kestirme yolu isteklere karşı koymak yerine istekleri doygunlaştırmak olduğunu savunur. Bu doktirinde cinsel imgeler önemli yer tutar. İki doktirinin birleştirilmesiyle yoga metotlar geliştiren halk maithuna denilen yoga türüyle, hipnotizmayla doğum kontrolü bazı hastalıkların tedavisi zihinsel temizlenme sağlarlar. Onlara göre yoga insanların zihnini temizler ve tanrıyı akıllarıyla sevmelerine yardım eder.

Will deniz kıyısında bulunduktan sonra hastaneye kaldırılır, burada palanın renkli simalarıyla tanışır. Bir aydın olan doktorla, gelini Sulisa ile tanışır Sulisa dul bir kadındır. Kocasını kaybedeli birkaç ay olmuştur ve henüz yalnızlığa alışamamaştır. Benzer durumları Will ile aralarında bir yakınlaşma doğurur. Raca ve annesi ile üniversiteli aydın bir genç ve sevgilisi hemşire ile Albayla konsolosta tanışır. Sulisa’ dan meditasyon dersleri almaya başlar. Meditasyonu bir aracı olarak kullanan makşa ilacını tanır, görsel ve işitsel sanrılar, uza duyum, uzagörüm, para pisikolojik tepki gösterilmeyen tepkilerin ön mistik gülünçlükten uzak tam bir mistik yaşam deneyimi olan meditasyonel uyuşturucu sayesinde meditasyonun bir sürü değişik şekliyle tanışır öğrenir. Aradığı iç huzuru burada bu insanlardan öğrendikleriyle bulur. Tün doğmaların, tüm görüşleri, medeniyeti red eder. bunların olayı nasıl yok ettiğine şahit olur. Ömür boyu aradığı aşkı seksi Sulisa’ da bulur. Maitrea budayı (geleceği söylenen kurtarıcı buda) beklemeye başlar. Bunları yaşarken aynı zamanda kısa bir süre sonra palanı yönetimine sahip olacak 18 yaşına bir kaç gün kalan racanın hayellerinin Pala’nın geleceğini nasıl karartacağını tropikal bir adanın sahip olduğu petrol kaynaklarının bu adanın nasıl sonunu hazırladığına dış dünyanın petrol uğruna Pala üzerinde oynadıkları oyunlara genç Raca’nın teklonoji ile nasıl kandırıldığını silahlanmaya kısacası Pala’nın dış dünyadan nasıl etkilendiğini şahit olur.

Will Farnaby mutluluğun teklonoji kentleşme silahlanma para tarafından nasıl yok edildiğini görür. İnsanın kendi kendi ile nasıl barışacağını öğrenir iç huzuru öğrenir.