Eki 6

Pamuk: “Özgür bir sanatçı olmak istiyorum” Kitabı

Yazar Orhan Pamuk, Le Monde’un yarın çıkacak sayısına verdiği demeçte, ”özgür bir sanatçı olmak istiyorum” dedi.
Hayatında hiçbir zaman siyasi sorumluluk almak istemediğini ifade eden Pamuk, uluslararası kişiliğinden dolayı, kabul etmek zorunda kaldığı siyasi sorumlulukların da kendisini hiçbir zaman mutlu etmediğini belirtti.

Pamuk, ”Benim yazı stilim çocuk ruhlu olmamı gerektiriyor. Kamuya mal olmuş biri, roman yazarlığı için iyi değil. Bana sadece yazmak yetiyor. Son yaşadıklarım, bana kötü kader gibi geliyor ve kendimi sevmediğim bir alana çekiyorlar gibi hissediyorum” dedi.

Eki 6

Avrupa Tarihi

- Doğu’dan Batı’ya Buz Çağı’ndan Soğuk Savaş’a Urallar’dan Cebelitarık’a Avrupa’nın Panoraması -

Norman Davies, tarihi eğlencesiz bulan herkese tavsiye edilecek bir kitap yazmış. Sıkıcı tek bir sayfa bile bulunmayan bu yapıtta, bilginin büyüleyiciliği kadar, entelektüel kavrayışın varlığı da dikkat çekici. ‘Olanaksız bir iş’ olarak adlandırılmasına rağmen, bu kitabı öylesine başarıyla ve parlak biçimde yazmış ki olanaksızı inanılır kılmış.
Allan Massie, The Daily Telegraph

Davies bu büyük anlatının altından hayranlık uyandıracak biçimde kalkmış. Bu uzun anlatı, kutucuklar adı verilen, kitabın kronolojik sırasından çok farklı ve uzak yönlere giden kısa parantezlerle hazmedilir hale getirilmiş. Yazar, insanları geçmişlerini öğrenme konusunda cesaretlendirmeyi, aydınlatmayı ve eğlendirmeyi amaçlıyor. Bunu da başarıyor.
Sebastian O’Kelly, The European

Norman Davies, olağanüstü hacimde ve bilimsel açıdan çok değerli bir kitap yazmış. Kitabın özgün içeriği dışında diğer bir yeniliği de Avrupa’nın bütününün ve onu biçimlendiren tüm etkilerin gerekli ağırlık verilerek dile getirilmiş olması. Bu kitap, Avrupa’nın gerçek hikâyesinin anlaşılması için son derece yararlıdır.
Martin Jacques, The Observer

Bilgi kutucuklarıyla ayrıntılandırılan, anlaşılır, eğitici bir anlatım. Bu muazzam tarih kitabı, daha çok, zamanımıza aittir. Davies, Batı uygarlığının eski zaferci anlatımlarını ve politik düzeltmelerin komik artıklarını reddetmektedir.
Kevin Sharpe, The Sunday Times

Oxford Üniversitesi tarafından yayımlanan tarih kitaplarının en önemli ve en aydınlatıcılarından biri. Bilginin soylu bir anıtı…
Jan Morris, The Independent

Gerçekten kaliteli ve önemli kitaplar az bulunur. Norman Davies’in Avrupa Tarihi bunlardan biri. Bu kitap akıl, berraklık ve bilgiyle yazılmış, parlak bir başarı örneğidir. Yazarın saptamaları çoğunlukla şaşırtıcı ve her zaman taze. Avrupa Tarihi, herkesin okuması gereken bir kitap.
A. C. Grayling, Financial Times

Kaliteli Avrupa tarihlerine ihtiyacımız var. Davies’in Avrupa Tarihi bunların en iyilerinden.
Felipe Fernandez-Armesto, The Sunday Times

Şimdiye kadar gereksinimi çok duyulan bir kitap, gerçek bir edebi eser. Herhangi bir şey ve her şey hakkında bilgi var.
Norman Stone, The Sunday Times

‘Harika’ sözü, Avrupa Tarihi’ni nitelemeye yetmez. Bu kitap müthiş karmaşık bir konuda anlaşılır bir yol haritası sunuyor.
John Gross, The Sunday Telegraph

Büyük çoğunluğumuzun katılma konusunda görüş birliğinde olduğu Avrupa’yı tanıma zamanı geldi de geçiyor. Bu işe tarihten başlamak iyi bir yoldur. Mensubu olmayı istediğimiz bu tarihe genel ve çok yararlı bir giriş için Avrupa Tarihi, olabilecek en iyi seçimdir.
Mehmet Ali Kılıçbay

Norman Davies, klasik tarihçilikte yapıldığı gibi kıtadaki ulus-devletlerin siyaset dünyasıyla sınırlı kalmayarak, bu tür genel tarihlerde yer verilmeyenleri de kapsamına alan kültür tarihi yaklaşımıyla, hem yeni hem de kapsamlı ve merakla okunan bir eser ortaya koymuştur.
Kudret Emiroğlu

Avrupa Tarihi
İmge Kitabevi Yayınları, (ciltli) 1434 sayfa
Çevirenler: Burcu Çığman, Elif Topçugil, Kudret Emiroğlu, Suat Kaya
Çeviri Editörü: Mehmet Ali Kılıçbay
Tür: Tarih

Eki 6

Seyyar–engİn GeÇtan Kitabı

Psikoterapist, öğretim üyesi, mesleki ve kurgu kitapların yazarı, radyo programcısı, hatta DJ… Çeşitli kimlikleriyle ülkemizin kültür hayatına önemli katkılarda bulunan Engin Geçtan ile yapılmış bir söyleşiler kitabı Seyyar.

Çocukluk yıllarından izlenimleri, meslek seçimi, şehirleri, profesyonel yaşamı, mesleki ve düşünce kitapları, ilgi alanları, edebi kurguları, dünyaya bakışı, hayat hakkındaki görüşleri… Tek bir yorumla, tek bir adlandırmayla açıklanamayacak bir hayatın, sürmekte olan bir değişimin sözle yakalanmaya çalışılmış izlerini bulacaksınız bu kitapta. Hem bir yakın tarih değerlendirmesi, hem de okurun çıkacağı yolculuklarda bir başlangıç noktası olacağı umuduyla yayımlıyoruz Seyyar’ı…

Eki 6

Ahmet Hamdi TANPINAR Kitabı

Ahmet Hamdi Tanpınar, 1901 İstanbul doğumlu. Babasının işi gereği, ilkokuldan liseye kadar Andolu’nun çeşitli şehirlerinde sürdürdü eğitmini. İstanbul Darülfünun Edebiyat bölümününden 1923′de mezun olduktan sonra Erzurum, Konya ve Ankara’da edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde dersler veren Tanpınar, İÜ Edebiyat Bölümü Tanzimat Edebiyatı kürsüsünde proesörlüğe seçildi. 1942-1946 yılları arasında Maraş milletvekili olduktan sonra yeniden eğitim hizmetine döndü, 1949 yılında İÜ Edebiyat Bölümü Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne getirildi. 1962 yılında kalp rahatsızlığı sonucu ölen Ahmet Hamdi, çok sayıda şiir, hikaye, roman ve deneme yazmıştı.

1949 tarihinde basılan “Huzur”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en tanınmış romanıdır. Dört bölümden oluşan kitabın her bölümü, öykünün dört kahramanının, İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz’ın adlarıyla verilir. Ancak, romanın ana karakteri Mümtaz’dır. Yazar, diğer üç karakteri de Mümtaz’la olan ilişkileri çerçevesinde tanıtır bize. Roman, bir olayı anlatmak için değil, karakterlerin ruh ve düşünce dünyalarını anlatmaya yöneliktir. Yine de kısa bir özet yapılması gerekirse, Mümtaz ve Suat’ın Nuran’a olan aşklarıdır öykünün merkezi. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi tasarlamaktadırlar. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeni ile Nuran’dan ayrılan Mümtaz’ın iç dünyası yıkılmıştır. Radyoda II.Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat’ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır (bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz’ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar’ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor).

“Huzur”, Osmanlı-Türk romanının ana sorunsalı üzerine kurulu. Doğu-Batı karşıtlığı olarak özetlenebilecek bu sorunsal, Osmanlı aydınının kimliğini aramasının bir metaforudur. Geleneksel değerler ve ahlakı Doğu, Aydınlanma düşüncesini ve modernleşmeyi Batı temsil eder. Tanpınar, bu kez Cumhuriyet projesinin dönüp dolaşıp aynı karşıtlığa geldiğini savunuyor. Cumhuriyet devrimleri ile başlayan modern yaşam tarzları, geçmişi ihmale ve insanları kendisine yabancılaştırmaktadır. Yazar’a göre, “hayat ve halk, yani asıl kütle devlete yetişmek mecburiyetinde” kalmıştır.

Birinci dönem Türk romanında mekan Doğu-Batı değerlerini temsil etmek bakımından bir anlam taşıyor ve kent ikiye ayrılıyordu. İstanbul tarafının mahalleleri Osmanlı-İslam geleneklerinin, göreneklerinin değerlerinin yaşadığı semtlerdi. Beyoğlu tarafı ise kentin Batılılaşmış öteki yarısıydı. Oturulan mekan olarak konak ve apartman Doğu-Batı karşıtlığının simgesiydi. İlk dönem yazarları arasında, Doğu-Batı karşıtlığı ve kimlik sorununu, İstanbul’un farklı semtlerini karşı karşı getirerek işleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, kuşkusuz en rafine örnektir. “Beş Şehir”(1946) adlı denemesinde, “Beyoğlu, küçük ve orjinalite damgası çoktan kaybolmuş, hatta bu damgayı üstünde bir defa bile duymamış en ucuz cinsinden bir 19.yüzyıl Avrupa’sıdır” biçiminde vurguladığı Batılı semt farklılaşmasını, “Huzur” romanında, öykünün merkezine koymuştur. Tanpınar, “Huzur”un ilk bölümünde kentin yoksul mahallelerini ve insanlarını anlatır. “Bir nevi cüzzama yakalanmış, onun tarafından iki yana sıralanmış evlerin duvarına kadar yer yer soyulan yol…” cümleleriyle aktarılan hazin manzara, “Sefiller” romanında, Victor Hugo’nun “duvarlar sanki cüzzam illetine tutulmuşlardı” tasviriyle aynı imgede buluşur.

Romanın en başarılı yerleri, Mümtaz’ın içlerinde düşlerini yaşadığı İstanbul manzaralarının “resmedildiği” yerlerdir. Tanpınar, okuyucusunu Mümtaz ile birlikte, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkanlarda, bit pazarında, Çekmece’de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaştırırken, İstanbul’un bir kronikçisi, İstanbul’da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin bir tasvircisi oluyor. Huzur’un sonraki bölümlerinde Boğaz’a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçeriz. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir o!

« Previous Entries Next Entries »