Oca 30

Sirena – Tricia Rayburn

Kitap Özet

“Simon,” dedim tekrar, dudaklarımı zar zor kımıldatarak. “Simon.”

Beni nasıl duydu bilmiyorum, ama birkaç saniye sonra yanımdaydı.

“Vanessa? Ne-”

Sonra, o da donakaldı.

Suda yüzüstü sürüklenen cansız bedene ait olan hareketsiz bir kol suyun içinden kayalıklara doğru uzanmıştı. Görünüşüne bakılırsa cesetin bir erkeğe ait olduğu anlaşılıyordu.”Simon…” Derin bir nefes aldım, gözlerim yaşla dolmuştu. “Bu o olamaz…?”

Oca 30

Proje Amanda – Stella Lennon

Kitap Özet

Melek mi, şeytan mı? Zeki mi, yoksa sadece tuhaf mı? Amanda Valentino insanların sıkıcı hayatlarına renk getirmişti. Sonra birden ortadan kayboldu.

Amanda Valentino yeni okuluna geldigi gün kendine üç rehber seçti: Callie, Hal ve Nia. Bu üç rehber hesapta ona okula alışmasında yardımcı olacak, okuldaki türlü ayak oyunlarına karşı onu koruyacaktı. Ancak bir sorun vardı: bu üç rehberin birbirinden haberi yoktu.

Bir gün Amanda nedensiz bir şekilde sırra kadem bastı. Şimdi bu üç rehberin, Amanda’nın neden kaybolduğunu çözmesi gerekiyor. Onun geride bıraktıgı şifrelerle dolu mesajlarda bir çıkıs yolu bulmaya çalışırlarken en önemli şeyi atladıklarını fark ediyorlar: Amanda’nın kim olduğu hakkında aslında en ufak bir bilgileri yok.

İpuçlarını çözdükçe bulmaca daha da karmaşık hale geliyor, Amanda’nın gizemi daha da büyüyor. Onun nerede –ve kim– olduğu sorusunu cevaplamak şimdi çok daha zor.

Oca 29

Salkım Söğüt – Fatma Zehra Fidan

Kitap Özet

Kimnus böceğiyle ölüm olmayan bir ormanda tanıştım. Aslında başlangıçta ne ormanın ölümsüzlüğünden ne de tanıştırıldığım böceğin adının Kimnus olduğundan haberim vardı. Sevgili kız kardeşimle el ele ormanda gezerken kendimden habersiz ormanın büyüsüne kapılmışım. Abarttığımı sanmıyorum, yaşadığım şeye ancak büyü denilebilir.

Şefkatli ve ısrarcı kollarıyla beni kuytularına çeken ormanda, o güne kadar hiç duymadığım bir musikiyi dinliyor, hiç görmediğim renklerle allak bullak oluyordum.

Damarlarım duyarlı bir kemanın telleri gibi titreşirken, dinlediğim lezzetine doyulmaz musikinin bir parçası olmuştum sanki. Ormanın kuytularına çekilirken kaybolma korkusuyla kız kardeşimin elini hiç bırakmıyorum. O ormanı iyi biliyor, dili döndüğünce bana anlatıyor.

Ellerimi çok sesli müzik gibi tutan, roman gibi konuşan kız kardeşim, kâh bin yıllık bir kocakarı, kâh dam başlarında çatal iğneli pantolonuyla gökyüzüne mektup salan uçarı bir genç kız oluyordu. Ama eli hep elimde.

Oca 29

Aşk-ı Pervane – Mecbure Inal

Kitap Özet

Mürşitleri, üç pervaneye ateşi öğretmekteymiş.Birinci pervaneye hitaben demiş ki:”Hadi uç ateşe doğru. Git ve tez vakitte geri dön. Bakalım bize ne haberler getireceksin?”Heyecanla uçmuş birinci pervane ateşe. Çok geçmeden, gidişinin bin misli heyecanla geri dönmüş.”Efendim!” demiş mürşidine. “Ateş öyle bir şey ki, görünce gözlerim kamaştı. Karanlık dünyam ışıdı! Çok muazzam bir şey bu ateş dedikleri!”

“Bu gördü!” demiş mürşit.

İkinci pervaneyi göndermiş ateşi öğrenmeye. Hayli gecikme ile geri dönmüş ikinci pervane. Birinci pervaneyi aşkın bir heyecan ve sersemlik, sarhoşluk içinde anlatmış:

“Efendim! Ateşe o kadar yaklaştım ki! Işığı gözlerimi kamaştırmakla kalmadı, sıcaklığı yüzümü yaladı. Bu sıcaklıktan adeta sarhoş oldum, kendimden geçtim. Toparlanmam uzun sürdüğü için dönmekte geciktim.”

“Bu bildi!” demiş pervanelerin mürşidi.

Son pervaneyi uçurmuş ateşe.

Beklemişler, beklemişler, beklemişler… Geri dönen olmamış.

“Bu da yaşadı!” diye mırıldanmış mürşit.

Ateşi merak eden pervanelerin öyküsüydü bu. Ateşe uçan, ateşi gören, ateşi bilen, yaşayan… Ateşin aşkına yanıp kül olan…

Ateşi yutan pervane görülmüş müdür? İçindeki ateş dışındakine denk olan? Yandıkça ateşe hasreti artan? Kalbindeki ateşin ışığından gözleri kamaşarak, dışındaki ateşi görmeden dalan?

« Previous Entries Next Entries »