Tem 31

Dava / FRANZ KAFKA
KİTABIN ADI DAVA

KİTABIN YAZARI FRANZ KAFKA(ÇEVİREN:KAMURAN ŞİPAL)

YAYIN EVİ VE ADRESİ CEM YAYIN EVİ BEYOĞLU/İSTANBUL

BASIM YILI 1995(5.BASIM)

1.KİTABIN KONUSU :

Bir kişinin hayatındaki ani ve ilginç değişimini anlatıyor.

2.KİTABIN ÖZETİ :

Joseph K.,otuz yaşında,bankada çalışan kendi halinde biridir.Biri iftira atmış olacak ki,Joseph K.’yi tutuklarlar.Joseph,ne suç işlediğini ve hangi maddeye göre yargılacağını bilmez.Joseph,kendisini haklı çıkarmak veya bu suçunu anlamak için çalışmalar yapar.Aynı evde kaldıgı Fraulein Bürstner’e olayı anlatır.Kız bu olayla ilgilenmez.Joseph bir kez daha mahkemeye çağrılır.Kendisini haklı çıkarmaya çalışır ama mahkeme salonundakiler sarayın ajanlarıdır.

Joseph,kendisini davaya verir ve bu yüzden bankadaki işlerini aksatır.Kendisine Huld adında bir avukat bulur.Fakat bu avukattan vazgeçmek ister.

Joseph,bir arkadaşının tavsiyesiyle Titorelli adında bir ressamı görmeye gider.Bu kişi,sarayın özel ressamıdır.Onunla yaptığı konuşma sonucunda ümitsizlik içinde ressamın yanından ayrılır.

Joseph,faaliyetlerine devam eder.Bir yıl sonra(Joseph otuz bir yaşındayken)iki şişman adam kapıyı çalar ve Joseph’ i alıp götürürler.Artık Joseph mücadele gücünü kaybetmiştir.Bu adamlara direniş göstermez.İki adamdan biri Joseph’in boğazından tutar ve diğeri elindeki bıçağı kalbine saplar.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :

Bir kişinin haksız yere mahkemelere düşmesi ve onun verdiği mücadelenin boşa çıkması.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

JOSEPH K :Otuz yaşında,bekar bir bankacı.Sıradan bir kişiliği var. FRAULEIN BRÜSTNER:Joseph’in ev arkadaşı ve daktilograf. HULD :Joseph’in tanıştığı avukat. TİTORELLİ :Saray çevresiyle ilişkileri olan Joseph’e yardım etmek isteyen bir ressam.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Bu roman,Franz Kafka’nın en iyi romanlarından biridir.Konu çok iyi işlenmiş,anlatım sadedir. 6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

Franz kafka,Alman asıllı Çek yazarıdır.Prag’da doğup,Viyana yakınlarındaki Kierling sanatoryumunda ölmüştür.1920 yılından ölümüne dek aralıksız olarak tuttuğu özel günlük,1948 yılında yayımlandı.Yapıtlarıeğişim(1916),Ceza Sömürgesi(1919),Bir Açlık Şampiyonu(1924),Şato(1926),Amerika(1927),Çin Seddi(1931),Günlükler(1948), Milena’yaMektuplar(1952),Yazışmalar(1902-24arasındaki,1958),Taşrada Düğün

Hazırlıkları (1953).

Tem 31

esintiler kitabının özeti

1. Dünyadan…

2. Canlılar alemi

3. Zamanda seyahat

4. Aklınızda bulunsun

TARİH DİYOR Kİ

- 18 yy de 5- 10 yıl içinde İslam ülkelerine 100.000 ajan gönderildi.

- Herrera 50- 60 yılları en önemli yılların futbol adamı. Barcelona da 3 yılda 2 şer Fuar şehirleri ve lig şampiyonluğu, İnterde 2 Avrupa şampiyonluğu kazandırdı. İspanya, Fransa, İtalya milli takımlarını yönetti.

- 11 yy de Kahire de 12 katlı evler vardı.

- Edison ampule konulacak maddeyi bulmak için 3000 deneme yaptı.

- Büyük Fizyoloji bilgini Pavlov 1917 Rus ihtilalinden dolayı labarotuvara 1 saat geç kalan asistanını çok fena azarladı.

- Perulu Carrion kendi üzerinde ölümcül bir hastalığı denedikten 40 gün sonra öldü. John Hunter ise kendine belsoğukluğu ve frengi hastalığı aşıladı, yıllarca bu hastalıktan acı çektikten sonra öldü. İkisi de başarıya ulaştılar.

- Archimedes şehri Roma saldırısına karşı onun yaptığı aletlerle 3 yıl korundu. Romalılar girdiklerinde bir matematik problemiyle uğraşıyordu. Romalıların seslerini duymamıştı bile. Bir asker evine girip onu götürmek istediğinde problemi bırakmadı, askerde onu öldürdü.

- Dolmabahçe sarayında borç alınan 9 ton altın ve 41 ton gümüş kullanıldı.

- Truman doktrini çerçevesinde Amerikandan aldığımız 69 milyon dolarlık askeri techizatın bakımı için her yıl 400 milyon dolar harcıyoruz.

- Osmanlı Macaristan’daki hakimiyeti esnasında yılda 7.000.000 akçe toplayıp 21.000.000 akçe yatırım yapmıştır.

- Engizisyon mahkemeleri 300 yılda 34.000 kişi yakmış. Haclı seferi esnasında sadece bir şehirde 100.000 den fazla kişi öldürülmüş ve 1096 yılında Kudüs’e girildiğinde 40.000 müslümanı öldürdüler.

- 1914 yazında 1 Türk lirası 3.7 $ ve 18.5 Dm ve şimdi ise…

- Endülüs halifesi El Hakem’in kütüphanesinde 600.000 yazma eser var. 400 yıl sonra yaşamış Avrupa’da da bilgili Charles lakaplı Fransa kralı 5. Charles’in kraliyet kütüphanesinde 900 kitap var. Ayrıca İslam aleminde içindeki kitap sayısı 10.000’u geçen dev kütüphaneler var.

- İbni Cezvi eserleri hayatına bölündüğünde bir güne 4 defter düşer. İbni Rüşd okumayı öğrendikten sonra kitap okumadan geçen 2 gecesi evlenme ve babasının ölümü idi.

- Kanuni döneminde Sivas ile Bütçesi 20.000.000 altın Fransa’nın 4.000.000 altın, İngiltere’nin 3.500.000 altındı.

- 1835 yılına kadar dünyanın en büyük şehri İstanbul kabul edilir. Kanuni hükümdarlığında 46 yılda ortalama 1 cinayet vakası kaydedilmiştir.

- Amerikanın yabancı dille tek anlaşma TÜRKÇE’DİR. Bu Cezayir beylerbeyi ile George Washington arasında Amerikan gemilerinden alınan haraç miktarı hakkındadır.

- Fatih’in balistik hesaplarını bizzat kendi yaptığı 17 ton ağırlıklı topları 1.5 ton mermileri 1 km. uzağa atabiliyordu.

- 1864- 70 Paraguay’ın Brezilya, Arjantin ve Uruguay ile yaptığı savaşta nüfusu 1.4’ten 0.22 milyona indi.

- Kral Arthur, William Tell, Robin Hood kaynaklara göre çok yüksek ihtimalle yoklar.

- Birinci Dünya Savaşı’nda 2.500.000 at kullanıldı. 5 yılda 100.000’den 5.000.000’a ordu genişletmesi yaptı. Savaşta Fransa’nın tank uçakları daha fazlaydı.

- 1938’e kadar Almanlar 200.000 yahudi sürdüler. Sonra güçlü İngiliz donanmasından dolayı Madagaskar’a gönderme planı uygulamadılar.

- Polonyalı kral güçlü Augus’tun 350 çocuğu vardı.

- 1929 yılına kadar Avrupa’da bebeklere karşı en koruyucu İngiliz kanunlarına göre ‘bebek doğarken başı kesilebilir, sert bir şeyle kafası ezilebilir ama nefes aldıktan sonra kurtulmak için yalnızca dışarı atabilirlerdi.’ 1830’da Fransa’da 32.000 bebek terkedildi.

- II. Dünya Savaşı’nda 56.000 Alman Amerikalılara esir iken açlıktan öldü.

- Hitler içki içmez ve çok az yemek yerdi.

- Elizabeth Bothory 17.yy’de 650 genç kız olduğundan hayatının sonunda 4 yıl hapis yatmış.

- Cumhuriyetin 10. yılında 15.000.000 nüfus 30 okul vardı.

- 130.000 sahabiden yalnızca 10.000’i biliniyor.

- 1914’te Anadolu’da 600 Fransız 500 Alman 60 Amerikan okulu vardı.

- Psikososyolojik tesbitlere göre beşer Asr-ı Saadet’e kadar % 25 geliştiyse o zamanda % 25 gelişecek.

- Bütün Asr-ı Saadet Savaşlarında 200 kişi ölüyor ve 1- 2 el hırsızlıktan dolayı kesilmiş.

- Geothe 2 defa yıkanmış.

- Osmanlı’da 230.000.000 nüfus 12.000.000 km2 alan ve haskan 11.000.000 Türk verdi.

CANLILAR ALEMİ

- Kedi için 7. kattan düşmek 32. kattan düşmekten daha tehlikeli. (6 katta terminal hıza ulaşıyor.)

- Bir bakteri bir günde 2000 ton bakteri meydana getirebilir.

- Çakallar, ceylan yerken ayaktan başlarlar ve ceylanda endofrin salgılandığından onları sessizce seyreder.

- 2500 m derinlik ve 300C sıcaklıkta yaşayan bakteri vardır.

- Bağırsaklarda 400’den fazla bakteri yaşar, toplam sayıları hücre sayımızdan fazladır.

- Deniz atlarında anne yumurtayı babaya verir, baba 6- 8 hafta taşır ve yavrular kesesinde doğar.

- Bir kovandaki 30.000 bal arısını 30 eşek arısı 3 saatte öldürebilir. Buna karşın 300 bal arısı havalanıp eşek arısı etrafında uçunca 50 – 60 C ye dayanamayan eşek arısı olur.

- Günde 1 metre boy atan sarmaşıklar vardır.

- Ayı yarış atı kadar hızlı koşabilir. 60 km/saat hıza ulaşabilir. Kutup ayısı 3 metre boy 1 ton ağırlığı olur. İnsanı yemek için saldıran tek hayvandır.

- Kurtlar yiyeceklerini 30 km midesinde taşıyıp yavrularına getirirler. Kir Kurtunun en sevdiği yiyecek kavundur.

- Pirhana 3 ısırışta insan elini bilekten koparabilir.

- Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası turu olan boyalı Kaplumbağalar sonbaharda derin bir nefes alıp daldıkları sudan ilk baharda çıkarlar, 3 ay oksijensiz hayatta glikolizden enerji sağlarlar. Kalp atışı 10 dakikada bir olur.

- 34 m boyundaki dişi mavi balina günde 3.000.000 kalori alır.

- En uzun hayvan 55 m.’lik bir deniz kurdudur.

- Şahin dalışta 350 km/saate ulaşabilir.

- Kökleriyle birlikte en ağır ağaç 6720 ton. en uzunu ise 127 m dir.

- Bir bakteri 1 saniyede kendi etrafında 100 kere dönebilir. 1 saniyede kendi boyunun 50 katını alır.

- En küçük virüs 1.7 x 10 (8) m. dir.

- Yer yüzünde 3×10(33) canlı olduğu sanılıyor.

- Akbabalar 4 km öteden ceylanın ölümü uykuda mı olduğu anlarlar.

- Sivrisineklerin erkekleri bitki suyu dişileri insan ve hayvan kanı içerler.

- Bir kılıç balığı 109 km/saat’e ulaşabilir.

- Uçan balık 10 m havalanabilir.

- Bir fil günde 150 kg yemek yer.

AKLINIZDA BULUNSUN…

- Cheops piramidinde 2.5 milyon ton kallerin kullanılmış.

- Özgürlük heykeli 96 m. boyu ve 72 bin ton ağırlıklı bir Fransız hediyesidir.

- Çin Seddi 10 bin km’ye yakın yapılmış, bazen kalınlığı 10 m’ye yaklaşıyor.

- Ay 30 bin km. daha yakın olsaydı, gelgitler tüm yeryüzünü sular altında bırakırdı. Ay – Dünya arası 380 bin km.

- Dünyanın ağırlığı her yıl 25 ton artıyor.

- Cern laboratuarındaki hızlandırıcı 27 km çevresi, 50- 175 m yerin altında, iç basıncı 1 / 1 milyar atm. elektronlar saniyede 11 bin kere dönüyor.

- Amerikan enerji üretiminin 1300 katı güçte lazer yapıldı, 1 / trilyon saniyelik vuruşlarla çalışıyor.

- Dünyadaki enerjinin % 80 fosil kaynaklı, yılda 6.01 giga ton CO oluşuyor.

- İnsanın kütlece % 65 oksijen,:19 karbon, % 9 hidrojen % 3 azot, % 2 kalsiyum, % 1 fosfor.

- Dünyanın kütlece % 39 demir, % 29 oksijen, % 14 silisyum,% 11 magnezyum

- Dünyanın yoğunluğu 5.5 gr/cm3 kutup ekvator arası 21 km yarıçap fark var.

- Bir ışık yılı 1016 m.

- En küçük virüs 10(- 21) kg, Boeing 747 ise 160 ton.

- Ölçülmüş en yüksek sıcaklık 58 c Libya’da ve en alçağı – 89 C Antartika’da, Sibiryanın bazı illerinde 91 C yıllık sıcaklık farkı olabiliyor.

- Döllenmesi olabilmesi için 120- 500 milyon sperm gerekir.

- 16- 20000 hertz frekans arası duyulabilir. Gürültüde ise 40- 60 db rahatsız edici 90db üzeri ise dayanılmaz. Atış esnasında 170 db bir mili saniyelik ulaşılıyor.

- Türkiye’de her yıl 1.4 milyon ton toprak erozyonu ile dökülebiliyor.

- 350 sayfalık yüz kitap bir ağaçtan üretilir.

- Marsa adama gönderme en az 100 milyar $’a patlar.

- Monalisa’nın değeri 100 milyon $ olduğu tahmin ediliyor.

- En pahalı elmas 4.6 milyon $.

- Euro Disney Land 5 milyar $’a mal oldu.

- En pahalı satılan araba 9.8 milyon $.

- Mike Tyson 96 yılında 3 maçta toplam 850 dakikada 740 milyon $ kazandı. Michael Jordan ise 460 milyon $ kazandı.

- Ford’un ekonomik gücü Norvec ve S. Arabistandan fazla.

- En ağır insan 635kg.

- En fazla çocuğu olan kadın 69 çocuğa sahip.

- Bir hindli ¹ sayısının 31.811 hanesini 3 saat 50 dakikada söyledi. 157 hane/dakika hıza sahipti.

- Su altında kalma rekoru 14 dakika.

- Bir Japon mahkum protesto olarak 132 saat ayakta desteksiz durmuş.

- Yanlışlıkla polis tarafından 18 gün hücrede unutulan biri komalıkken çıkarıldı.

- Bir İspanyol 200 saat şarkı söylemiş.

- Dünyadaki tatlı su rezervlerinin 3/4’u Antartikada buz dağlarında

- Farelerin % 70 oranında kısılan beslenmeleri hayatlarını % 50 arttırıyor.

- Dünyada 20 milyon mayın var. Önümüzdeki 3 yılda 100 bin insanın mayından ölmesi bekleniyor.

- Günde 40.000 kişi açlıktan ölüyor.

- Son 10 yılda 2 milyon çocuk savaşlarda öldü. 4.5 milyon ise yaralandı.

- Gelişmiş ülkelerdeki çöplerdeki yiyecekler bütün dünyada açlıktan ölenlerin 15 katını besleyebilir. İstanbul’un çöpteki ekmekleri ile Norveç’i doyurabilir.

- 73- 74 yılı kitle ölümlerinde dünya tahıl üretiminin, 1/3 ü hayvanları veriliyordu.

- İncil 286 dile direk 1522 dile parçasını da sayarsak çevrilmiş, 1815- 1975 2.5 arası milyar basılmış.

- 16 yaşında bir İngiliz ortalama 5000 kelime kullanır.

- Dünyada 5000 dil var, 854I Hindistan’da.

- İngilizce’de en çok kullanılan harfler e, t, i, n, s, r’dir.

- Dünyada matbaa bulunuşundan itibaren II. Dünya Savaşı’na kadar basılan kelime sayısından daha fazlası şimdi bir günde basılıyor.

- 90’da en çok satan 10 çocuk kitabından 8 Ninja turtles kitabı var.

- Dakikada 10 damla su kaçıran musluk ayda 170 lt, su israf yapar.

- 90’da Dünya nüfusunun % 8’lik kısmı başka bir ülkeyi ziyaret etti.

- Bir dilim ekmek bir mil koşmaya yeter.

- Ağır egzersizlerle oksijen tüketimi 8 katına kadar çıkar.

- 10 seviyeleri 0- 25 idiot, 25- 50 embesil, 50- 70 debil, 70- 90 geri zekalı, 90- 110 normal.

- Öğrendiklerimizin % 83’ü görme % 11 işitme, % 3.5 koklama, % 1.5 dokunma ve % 1’de tatma ile olur.

DÜNYADAN…

- İngilizlerin % 40.2’si gözlük kullanıyor. Dünyadaki oran ise % 6.

- Ukrayna’daki Dinamo Kiev’in nükleer füze parçaları, yılda iki ton altın, aralarında platinde bulunan bir çok madeni ihraç etmesinden devlet ekonomisi çok zarar gördü, tam bir mafya takımı.

- Futbolda dört hakim yaklaşım var. İngiliz uzun paslı, Hollanda’dan bir çok takıma yayılan komple, Brezilya ile başlayıp en saf G. Afrika’da oynanan serbest ve İtalyan kilit savunma futbolu.

- En çok borcu olan ülke Brezilya.

- Teknoloji, bütçenin Amerika ve Japonya’da % 25- 30, Fransa ve Almanya’da % 20- 25, Türkiye’de ise % 3.8.

- Fransa’da 3 kişiye 2 köpek düşüyor. (Besleniyor)

yılı ABD- Avrupa ihracatı 124 milyar $, Avrupa- ABD 132 milyar $.

- Çinliler aldığı kalorinin % 98’ini bitkilerden alıyorlar.

- Evlilik dışı çocuk Danimarka’da % 48, ABD’de % 35, İngiltere’de %30, Almanya’da % 18, Fransa’da % 14.

- İngiltere’de gelinlerin % 3’ü bakire.

- Boşanma oranı Rusya’da % 33, İngiltere’de: 32, Fransa’da % 19.

- Amerika’da eşcinsel oranı % 10, Yunanistan’da % 17.

- 1989 yılında Dallas Üniversitesi anketinde öğrencilerin % 40 kadarı ABD Güneyindeki devleti bilememiş.

- Amerika’da suçların % 10’u çözülebiliyor. Yılda 35 milyon suç işleniyor. 3.2 milyonu tutuklanıyor veya göz altına alınıyor. Bir mahkum devlete yılda 35 bin $’a patlıyor. Devlet yılda 750 milyar $’ını suçla mücadele için harcıyor. toplumsal suç zararı 900 milyar $.

- Amerika’da zencilerin % 70, G. Amerikalıların % 80 kadarı evlilik dışı doğmuş.

- Amerika’da 40- 50 milyon zenci var.

- George Dergisi verilere göre ABD’de % 86 Allah’a ve Cennete, % 77 cehenneme, % 75 ölüm sonrası dirilişe, % 78 meleklere, % 49 evrime, % 48 haftada bir kiliseye gitmek gerektiğine inanıyor. % 67 kısmı ise diğer dinlerin meşruluğuna inanıyor.

- Çin 1.19 milyar, Hindistan 910 milyon, ABD 260 milyon, Endonezya 130 milyon, Brezilya 160 milyon, Rusya 150 milyon, Pakistan 130 milyon, Japonya 130 milyon, Bangladeş 120 milyon, Nijerya 110 milyon nüfusa sahip.

- Amerikan enerji kullanımı % 40 petrol, % 24 doğal gaz, % 23 kömür, % 8 nükleer, % 4 hidroelektrik. Toplam yıllık enerji tüketimi ise 8x 1019

- Uganda ordusunun % 40’ı AIDS virüsü taşıyor. En fazla hiv virüsü Hintlilerde bulunuyor.

- Türkiye silah ithalatı 96 yılında 250 milyon$.

- İtalya’da eşlerin birbirini aldatma oranı % 98.

- İran her yıl 200 talebeyi ayda 2000 $ burs vererek ABD’ye yolluyor.

- ABD 10.395, Rusya 12.722, Fransa 450, Çin 400, İngiltere 260, İsrail 100- 150 nükleer silaha sahip. son 50 yılda Dünyada 50 deneme yapıldı.

- Afrika’da bir kabilede ölüm yaşı ortalaması 43, Türkiye’de 70, İsviçre’de 80.

- G. Kore 4. büyük elektronik araç gereç ve 3. büyük yarı iletken üreticisi.

- Almanya’da satılan müziğin % 80’i İngilizce, Portekizce konuşulan Brezilya’da radyo parçalarının % 70’i İngilizce. Japonya’da ise satılan müziğin 3/4’ü kendi sanatçılarının.

- Amerikalıların % 13’ü kitap alır. 19838’de ise % 21 idi.

- ABD mafyası dünyanın 20. büyük mali örgütü.

- ABD’nin kültür programlarından 89’da 8 milyar dolar karı var. Bu sektör gıda ve uzay havacılıktan sonra üçüncü.

Tem 31

Suç ve Ceza (Kitap Özeti)
Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.

Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahişelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov ‘un evine gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup. Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediğini yazıyordu.

Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.

Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.

“2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu, endişelendiğini hiç hissettirmedi.

Ertesi gün eve geldiğinde annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.

Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya çalışarak geçirdi vaktini.

Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.

Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını beraber hayal etmeye başladılar.

Tem 31

Bir Gocmen Kuştu o / Ayla Kutlu
ROMAN İNCELEMESİ

Kitabın Adı: Bir Göçmen Kuştu O

Yazarı: Ayla Kutlu

Yayınevi: Bilgi Yayınevi

Sayfa Sayısı: 243

İlk Basım Tarihi: 1985

YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Ayla Kutlu, 15 Ağustos 1938 tarihinde Antakya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antakya, İskenderun, Gaziantep’te tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi (1960). Personel Eğitim, organizasyon, metod konularunda çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştı, şimdi ise serbest yazar. İlk hikaye ve yazıları Özgür İnsan dergisinde Aygen Berel adıyla yayımlandı (1976-77). 13. Antalya Film Festivali’nde film öyküsü dalında ikincilik kazandı. Beş eseri filme alındı. Öyküleri Arapça, İngilizce, Almanca ve Flamanca’ya çevrildi.

ESERLERİ

ROMAN:

Kaçış (1979)

Islak Güneş (1980)

Cadı Ağacı (1983)

Tutsaklar (1983)

Bir Göçmen Kuştu O (1985)

Hoşçakal Umut (1987)

Kadın Destanı (1994)

Emir Bey’in Kızları “ Bir Göçmen Kuştu O-2” (1998)

ÖYKÜ:

Hüsnüyusuf Güzellemesi (1984)

Sen de Gitme Triyandafilis (1990)

Mekruh Kadınlar Mezarlığı (1995)

Zehir Zıkkım Hikayeler (2001)

ÇOCUK KİTAPLARI:

Merhaba Sevgi (1989), Yıldız Yavrusu ( 1993), Başı Kuşlu Çocuk (1995), Beceriksizler Sirki (1995), Gezgin Kertenkele ile Kutup Ayısı (1995), Çiçek Elli Robot (1995), Küçük Mavi Tren (1995), Kendini Köpek Sanan Ayakkabılar (1995), Harika İkizler: 1- İkizlerin Sırrı (1997), 2- Artık Çok Oldunuz (1997), 3- Zavallı Mideler (2000), Minik Sultanın Serüvenleri: 1- Minik Sultan Sihirbaz (2000), 2- Minik Sultan ile Deniz Kızı (2000), 3- Minik Sultan Beceriksiz Palyaço (2000).

ÖDÜLLERİ:

1986 Madaralı Roman Ödülü – Bir Göçmen Kuştu O

1988 Rüştü Koray Roman Ödülü – Hoşçakal Umut

1990 Sait Faik Hikaye Armağanı – Sen de Gitme Triyandafillis

1995 Yunus Nadi Ödülü – Mekruh Kandınlar Mezarlığı

ROMANIN ÖZETİ:

Karakterler:

 Batu Bey (Emir Bey’in babası)

 Cevahir (Emir Bey’in annesi)

 Gotran (Rus komşu)

 Mahmut Ağa ( Emir Bey’in üvey babası)

 Gülüş Hatun (Mahmut Ağa’nın karısı, Gülhayat’ın teyzesi)

 Gülhayat ( Emir Bey’in ilk eşi)

 Helal Hanım (Emir Bey’in Kızkardeşi)

 Batu, Mahmut ve Hüsra (Emir Bey- Gülhayat’ın çocukları)

 Nevnihal ( Emir Bey’in 2. eşi)

 Yeşil Hanım ve Yahya Efendi ( Nevnihal Hanım’ın anne ve babası)

 Leyla (Emir Bey ve Nevnihal Hanım’ın kızı)

Olay, 1293 yılında Kafkasya’da başlıyor. Beşik kertmesi olan Batu ve Cevahir evleniyorlar. Ardında oğullar Emir dünyaya geliyor. Bu yıllarda Osmanlı topraklarında kanlı savaşlar meydana gelmektedir. Ama onlar savaşın hep onlardan çok uzaklarda olduğunu sanmaktadırlar. Yurtlarında yabancılarla iyi ilişkiler içerisinde yaşayıp gitmektedirler. Fakat gün gelir savaşı enselerinde hissederler. Osmanlı ile Rusya, Bulgarlar yüzünden savaşmaya başlamıştır. Bölgede o güne kadar dost geçinen Kafkas ve Ruslar birdenbire birbirlerine düşman kesilirler. Batu ve Cevahir’in komşusu olan Gotran, Batu’yu öldürür. Kafasını gövdesinden ayırır. Bunu bir sopaya geçirerek ibret olsun diye Cevahir’in evine asar. Cevahir kocası öldükten sonra orada yaşayamayacağını anlayarak, yurdundan göç eder. Yanına oğlu Emir’i de alarak Osmanlı topraklarına sığınmak üzere yola çıkar. Bu sıralarda Emir 3 yaşlarındadır. Cevahir’in tek amacı oğlunu büyüterek, ileride bu topraklara gelerek intikamını aldırmaktır. Bu fikrini de oğluyla hep paylaşır. Cevahir yolculuk sırasında büyüyen karnından hamile olduğunu anlar. Osmanlı toprağına (Urfa) vardığı sırada sancıları tutar ve sessizce bir köşede kızını dünyaya getirir. Onun sesini duymuş olan Mahmut Ağa kadına yardım etmek ister. Çok kan kaybettiği için bitap durumda olan Cevahir, Mahmut Ağa’ya ona yapabileceği tek yardımın çocuklarına bakmak olduğunu söyler ve ölür. Bunun üzerine sevimliliğine hayran kaldığı Emir’i ve yeni doğan kız bebeği eşi Gülüş Hanım’a götürür. Gülüş Hanım’da onları çok sever. Kızın ayakları doğuştan sakattır. Adına Helal koyarlar. Zaten kısır olan Mahmut Ağa ve Gülüş Hanım onları kendi öz çocuklarıymış gibi yetiştirirler.

Gülhayat’ın anne ve babası onu küçük yaşta öksüz bırakıp Arabistan’a taşınmışlardır. Gülhayat fakir halalarıyla beraber Resülayn’da yaşamaktadır. Gülhayat, ağıtçı olan halalarını sevmemektedir. Bir gün teyzesi Gülüş Hanım’dan mektup alır. Mektupta teyzesinin çok hasta olduğu ve yanına gelmesini istediği yazmaktadır. Gülhayat’ta halalarından izin alarak, varlıklı teyzesinin Urfa’daki konağına taşınır. Burada Gülhayat Emir Bey ile karşılaşır. Gülüş Hanım ölmeden önce kocasına Gülhayat’ı Emir Bey ile evlendirmesini vasiyet etmiştir. Gülüş Hanım yeğeni Gülhayat’ı çok sevmektedir. Ölene kadar ona Yunus Divanı’nı okumuştur. Öldüğünde de Gülhayat’a tek miras olarak Yunus Divanı’nı bırakmıştır.

Mahmut Ağa, karısı öldükten sonra vasiyetini Emir Bey’e açıklar. Emir Bey Gülhayat’la evlenmeyi kabul eder. Gülhayat’ın Emir Bey ile evlenmeyi isteyip istemediği sorulmadan, düğünleri olur. Fakat Gülhayat evde hizmetçi olan Hatice kalfanın oğlu Muttalip’i sevmektedir. Bunu anlayan Helal Hanım Gülhayat’ı sert bir şekilde uyarır. O günden sonrada Gülhayat Muttalip’i bir daha görmez. Gülhayat’ın Emir Bey’den Batu, Mahmut ve Hüsra adında üç tane çocuğu olur. Emir Bey İstanbul’da Hukuk Fakültesini bitirip avukat olmuştur ve Meclisi Mebusan üyesidir. Sürekli İstanbul’a gidip gelmek zorundadır. Bir süre sonra karısı Gülhayat Hanım’dan ayrılır. Nafaka olarak ona bir çiftlik bırakır.

Bundan sonra Emir Bey İstanbul’a yerleşir. İstanbul’da Nevnihal adında bir hanımı sever ve onunla resmi olarak evlenir. İstanbul’da Nevnihal Hanım’ın annesi Yeşil Hanım ve babası Yahya Efendi’yle birlikte yaşamaya başlarlar. Fakat bu birliktelik çok uzun sürmez. 1. Dünya Savaşı çıkar ve Emir Bey Ankara’ya göreve çağrılır. Bu yıllarda yurt düşman tarafından işgal edilmiş olduğu için, İstanbul’da Türkler dışarı adımlarını bile atamaz olmuşlardır. Evlerinde bir mahkum gibi perdeleri kapalı yaşamak zorundadırlar. Bu sırada çok yoksulluk ve sefalet çektiler. Emir Bey sürekli karısı Nevnihal’e mektup yazarak onu Ankara’ya yanına aldırmak istediğini söylüyordu. Fakat Nevnihal hasta olan babasını bırakıp eşinin yanına gidememişti. Babası Yahya Efendi öldükten sonra Nevnihal ile annesi Yeşil Hanım Ankara’ya gittiler. Burada birkaç yıl kaldılar. Bu süre zarfında Yeşil Hanım vefat etti. Emir Bey görevinden istifa ettikten sonra Nevnihal’i Urfa’da çocuklarının yanında yaşamaya ikna etti ve Urfa’ya gittiler.

Urfa’ya Nevnihal ve Emir Bey’in geleceğini öğrenen Gülhayat çok korkar. Nevnihal Hanım’ın artık onu evinde istemeyeceğini, çocuklarından ayırıp sokağa atacağını sanar. Fakat Nevnihal onun evde kalmasını kabul eder. Gülhayat bir hizmetçi gibi Nevnihal Hanım’a hizmet etmekten gocunmaz, evinden ve çocuklarından ayrılmadığı için mutludur.

Nevnihal Hanım’ın bir süre sonra bir kız çocuğu dünyaya gelir. 41 yaşında anne olduğu için doğumu biraz zor olur. Kızının adına Leyla koyar. Loğusalığı sırasında tebriğe gelen kadınlardan biri Gülhayat’ın kim olduğunu sorar. Dolduruşu gelmiş olan Nevnihal, onun evlerinde sadece bir hizmetçi olduğunu söyler. Onuru kırılan Gülhayat evi terkeder. Başta herkes onun kısa bir süre sonra eve döneceğini sanar çünkü daha öncede aynı şeyi yapmıştır. Fakat Gülhayat 8 yıl boyunca evine dönmez. Emir Bey’in ona nafaka olarak bıraktığı çiftliğe giderek orda yaşar. Gülhayat evdeki kimseye özellikle eşine Gülhayat’ın evineden terkettiğini anlatamaz. Emir Bey, yıldızları bir türlü barışmayan Helal Hanım yüzünden evi terkettiğini sanarak üzülen eşini teselli etmeye çalışır. Bu dönemde Gülhayat hanımın çocukları onun yokluğunda çok problemli olmaya başlarlar. Emir Bey de, Batu’yu Tarsus’taki koleje, kızı Hüsra’yı Dame de Sion’a yatılı olarak gönderir. Oğlu Mahmut ise Mülkiye’dedir.

8 sene sonra Gülhayat çocuklarının hasretine dayanamayarak evine geri döner. Nevnihal onu kapıda gördüğünde çok sevinir ve hemen içeri almaya çalışır. Fakat Gülhayat içeri Emir Bey’in izni olmadan girmek istemez. Nevnihal, Emir Bey’e sorup Gülhayat’ı eve alır. İki kadın birbirlerini çok özlemişlerdir ve aralarındaki buzlar hemen eriyerek barışırlar. Emir Bey, herşeyden habersiz Gülhayat’ın eve dönmesini kardeşi Helal Hanım’ın ölümüne bağlar. Gülhayat ve çocukları ve Emir Bey, Nevnihal ve kızları evde mutlu bir şekilde yaşamaya devam ederler.

Emir Bey bir süre sonra ölür. Çocuklarının babası ölen Gülhayat, İstanbul’a oğlu Mahmut’un yanına taşınmaya karar verir. Fakat buna Nevnihal Razı olmaz. Bunun bütün aile ile konuşulup karar verilmesi gerektiğini söyler. Nevnihal Emir Bey’e, Gülhayat’ın evi neden terkettiğini bir türlü açıklayamamıştır ve bu yüzden vicdan azabı çekmektedir. Bu konuşma sırasında Gülhayat’ın çocuklarına annelerinin neden evi terkettiğini açıklar. Buna çok sert tepki gösteren Hüsra ve Mahmut annelerinin onlarla beraber İstanbul’a gelmesini isterler. Eğitimini Tarsus’ta görmüş ve fazla evin içinde bulunmamış olan Batu Nevnihal’e arka çıkarak, onu korur. Nevnihal’in kızı Leyla ise Hayat anne dediği Gülhayat’ın evden ayrılmasını istemez. Bunun üzere Gülhayat Urfa’da kalmaya karar verir ve Nevnihal ile yaşar.

Yıllar geçer… Gülhayat’ın kızı Hüsra İstanbul’da evlenir. Oğulları Mahmut ve Batu Bergen’de yaşamaktadırlar. Burada evlenip, hayatlarını kazanmaktadırlar. Nevnihal’in kızı Leyla, Batu’nun sağladığı bursla Bergen’de okumaktadır. Bu arada Gülhayat vefat etmiştir. Nevnihal ise memleketi olan İstanbul’a yerleşmiştir. Leyla 38. yaşını kutlarken yazmış olduğu mektupta babasının hayatını anlatan bir kitap yazacağını annesine müjdeler. Bunu bir sonraki yıl annesine doğum günü hediyesi olarak vereceğini söyler…

« Previous Entries