Eyl 29

Yaşadıklarımıza dönüp baktığımızda görünen ne? Bir ‘keşkeler manzumesi’ mi? Komik bir çizgi film mi? Görmek kolaydır ikisini de, hep nerden baktığımızla değişir resim. Sonra anlatmaya kalktığımızda sözler hep daha büyüktür yaşadıklarımızdan. Sözler ve sözcükler büyütür anlamı veya boşluğu. Bazen diyorum ki, yazmayı bırakıp yaşamalı, bazen yaşamaya ara verip yazmalı. Yazarken yaşamalı. Bazen de hatırlamalı; bu bir rüya… Sonunda sıcacık bir çorba içemeden uyanmak da var… Bu kitap benden, benim olduğumdan çok daha büyük. Bugüne kadar, tüm sese dönüştürmüş olduğum veya dönüştürebileceklerimden fazladır yazıya düşen… Aslında, ne düşündüğümüz kadarız, ne yazdığımız kadar, sadece yaptıklarımız kadar…

Galata Yayınları
Haziran 2005,184 sayfa,Türkçe

Eyl 29

Siz: Kullanım Kılavuzunuz
Mehmet Öz, Michael F. Roizen

Bu kitap, vücudunuzla ilgili tüm bilinenleri yıkacak.

HarperCollins

Bu kitabı okuduktan sonra daha genç ve sağlıklı bir hayat süreceksiniz.

Amazon

Harry Potter’ı tahtından indiren tek kitap. Herkes mutlaka okumalı.

AP

Vücudunuzla ilgili hiçbir şey bilmediğinizi göreceksiniz.

Publishers Weekly

Daha uzun ve mutlu hayatın anahtarını bu kitapta bulacaksınız.

ABC News

Bu kitap hastalıklara karşı en büyük silahınız olacak.

Oprah Winfrey

Vücudun sırlarını esprilerle anlatan tek kitap.

Los Angeles Times

KENDİ VÜCUDUNUZUN DOKTORU OLUN

Aşağıdaki ifadelerden hangileri doğrudur?

-Egzersiz yapma sürenizi artırdıkça, bundan elde edeceğiniz fayda da artar.

-Sigara tiryakisi değilseniz, akciğerleriniz konusunda endişelenmenize gerek yoktur.

-Kötü nefes kokusu, ağzınızdan kaynaklanır.

-Kadınlar, menopoz döneminden sonra daha az aaaa yapar.

-Bağışıklık sisteminiz her zaman, kendi hücreleriniz ve düşman istilacılar arasındaki farkı ayırt eder.

-Damarlarınız için en büyük tehlike kolesteroldür.

-Hafızı kaybı yaşlanmanın doğal, kaçınılmaz bir sonucudur.

Yukarıdaki sorulardan herhangi biri için ‘doğru’ cevabını verdiniz mi?

O zaman kitabın içine bir göz atsanız iyi olur.

Siz: Kullanım Kılavuzunuz’da vücut sağlığınız, güvenliğiniz ve gençliğiniz hakkında size gereken tüm cevapları bulacaksınız.

Eyl 29

Seyyar
Engin Geçtan
Psikoterapist, öğretim üyesi, mesleki ve kurgu kitapların yazarı, radyo programcısı, hatta DJ… Çeşitli kimlikleriyle ülkemizin kültür hayatına önemli katkılarda bulunan Engin Geçtan ile yapılmış bir söyleşiler kitabı Seyyar.

Çocukluk yıllarından izlenimleri, meslek seçimi, şehirleri, profesyonel yaşamı, mesleki ve düşünce kitapları, ilgi alanları, edebi kurguları, dünyaya bakışı, hayat hakkındaki görüşleri… Tek bir yorumla, tek bir adlandırmayla açıklanamayacak bir hayatın, sürmekte olan bir değişimin sözle yakalanmaya çalışılmış izlerini bulacaksınız bu kitapta. Hem bir yakın tarih değerlendirmesi, hem de okurun çıkacağı yolculuklarda bir başlangıç noktası olacağı umuduyla yayımlanan bir kitap

Eyl 29

“Zorla Evlendirilen İki Genç Kızın Öyküsü”
Zana 15, Nadia 14 yaşında İngiltere’nin Birmingham kentinde yaşayan Yemenli bir ailenin kızlarıydılar. Tina, Aşiye ve erkek kardeşleri Mo ile mutlu bir hayat yaşarlarken 1980 yılında babaları onların Yemen’de kendi kültürleri içinde büyümeleri gerektiğini düşünüyordu. Babaları bir gün “Yemen’e tatile gitmeye ne dersiniz?” teklifiyle planlarını gerçekleştirmeyi düşünmüştü. Zana ve Nadia bütün olanları Yemen’e vardıklarında anlamışlardı. Zana, babasının Abdülheda adlı arkadaşının 13 yaşındaki oğlunun karısı olması için satılmıştı. Nadia’nın kocası da 13 yaşındaydı ve adı Muhammed’di.
İngiltere’de lise hayatlarından birden Yemen’in bir köyüne getirilmişlerdi. Her gün su taşımak, yemek pişirmek, temizlik yapmak ve bir yerde çocuk olan kocasına bakmak zorundaydılar. Köyün erkekleri silahlı dolaşıyor ve köyde iletişim adına hiçbir şey bulunmuyordu. Kızlarının neden tatilden dönmediğini soran anne kocasından onlara ne olduğunu bile öğrenememişti. Çünkü baba 14 yıl önce Nadia’nın doğduğu günlerde Leyla ve Ahmed adlı iki çocuğunu da Aden’deki ailesini ziyaret etmek bahanesiyle götürmüş, İngiltere’deki evlerini satarak yeni doğmuş bebekle karısını bir kiralık odaya bırakmıştı. Nitekim baba döndüğünde anne için iki çocuğu artık yoktu. Baba onları Batı’nın göz boyayıcı tuzaklarına düşmemeleri ve iyi bir Müslüman olmaları için götürmüştü. Ama parçalanan aile annenin itildiği evlat hasreti, çocuk yaştaki kızların evliliğe zorlanması bir aile dramını doğuracaktı.
Zana’nın, 8 yıl süren kötü bir hayatın ardından oğlu Marcus’u geride bırakarak Yemen’den ayrılmasına izin verilmişti. Yemen’in Taiz şehrindeki Nadia’yla görüşme mücadelesi veren Zana yaşadıklarını Sold adıyla kitaplaştırmış ve Avrupa’da büyük ilgi görmüştü. Nadia’nın kurtuluşu için bir web sitesi bile yapılmıştı. Observer, onların hikâyelerini 1987′de kaleme almıştı. Ama Nadia’nın gelişi için hiçbir kapı aralanamamıştı. Fransa’da Sacree Soriree adlı bir sohbet programının ardından on kişilik özel bir uçakla Yemen’e uçmuşlardı; ama kısa bir görüşmeden öteye gitmedi bu yolculuk. Bu sırada Nadia hamiledir ve doktorlar onu bir daha hamile kalmaması konusunda da uyarmışlardır. Onun sağlığından endişe eden annesi doğumunda yanında olmak istemektedir. Bunun için uzun süre Yemen’de görüşme mücadelesi yapar.
Zana Muhsen babasını anlatırken ilginç bir noktaya dikkat çekiyor: “Babam çocukken kendisi de aynı kaderi yaşamış. İngiltere’ye gelip annemle tanıştığında aslında Aden’deki anlaşmalı evliliğinden kaçıyormuş.”
Bu arada Zana’nın İngiliz devletinden yardım arayışları hüsranla bitiyordu. Dışişleri’nden terslendiğinde “ten renkleri”nin kastedildiğini hissetmişti. Bakın Zana yaşadığı öfaaai nasıl anlatıyor:
“Nadia gerdeğe girmeye zorlandığında İngiliz yasalarına göre reşit değildi. Soyadımız Smith olsaydı, sarışın ve mavi gözlü olsaydık, birkaç ay, hatta birkaç hafta içinde o dağlardan kurtulmuş olurduk. Başka olaylar da bunu doğruluyordu zaten. İki İngiliz kız Bangkok’ta uyuşturucudan mahkum olduklarında John Major onların İngiltere’ye dönmelerini talep etmişti. Yine iki İngiliz hemşirenin Suudi Arabistan’da cinayetten mahkum olmalarına rağmen İngiltere’ye getirilmeleri sağlanmıştı.”
Artık normal yollardan Nadia’ya kavuşamayacaklarını anlayan Zana ve annesi bir başka tuzağın pençesine düşerler. ABD’den onları bir operasyonla kurtarabileceklerini söyleyen bir ekip girmiştir araya. Aylar sonra hırsızlara kaptırdıkları 180 bin paundla birlikte büyük hüsrana uğrarlar. Bu arada Zana ve Nadia’nın yaşadıkları bir belgesel haline getirilir, radyo oyunu olur. Ümitleri bitmez ve İngiltere hükümeti nezdinde girişimlerini sürdürürler. Nadia için yürüyüşler yaparlar. Annesi ve babası kendilerinin Yemen’e satılmalarının ardından ayrılmışlardır. Baba İngiltere’ye tedavi edilmesi için getirilen kendinden genç bir bayanla para karşılığında evlenmiştir. Annesinin ise Yemen’de tanıştığı Suriyeli bir eşi vardır. Kız kardeşleri Tina ve Aşiye de İngiltere’de yaşamaktadır. Nadia’nın 1989′da Yemen’de zorla evlendirilmesinin ardından 6 çocuğu olmuştur. Ve Nadia birçok seferinde çocuklarını bırakıp ülkeden tek başına ayrılmaya gönlü razı olmamıştır. Nadia şimdi 34 yaşındadır. Zana’nın çektiği kardeş hasreti, gözü yaşlı annenin yaşadığı evlat acıları yıllarca içlerine işledi durdu.

« Previous Entries