Haz 30

Sürgün – Sedat Erden

Kitap Özet

galatasaray-masaDünyanın devrimci çalkanımlara gittiği 60’li yıllarda, İzmir Namık Kemal Lisesinde okuyordum. O yıllarda birlikte yazmaya çalıştığımız edebiyat ve şiir aşığı arkadaşlarım vardı: Şair Levent Atalay, Şeytan Mehmet, romancı Emin (Muti), Abdullah Özkan, radyocu Ali İhsan Yakut, ressam M. Emin Başaranbilek, Refik Durbaş, Küçükkuş, Özel vb. Hepimizin temel ortak noktası ‘Yazmak’tı. Bunların içinde mavi havacı üniforması ve omzundaki yıldızlarla hepimize fark atan biri vardı: Teğmen Sedat Erden. Ben ona ‘Kara Sedat’ adını taktığım için, ’Kara Sedat’ olarak bilinirdi çevremizde. Biz ilk şiirlerimizi yazmaya çalışırken Kara Sedat YORDAM Dergisinde muhteşem öykülerini yayınlamaya başlamıştı bile (1965). Kara Sedat 1969 yılında ‘O güzelim mavi üniformasını ve yıldızını fırlatıp attı. Mersin’e gitti ve bu kentte sol yayınlar satan bir kitapevi açtı. Mersin Devrimci Gençlik Derneğini kurdu arkadaşlarıyla, bir süre de başkanlığını yaptı. Sonra? Evet! Sonra? Duyduk ki, Kara Sedat bu kez Avustralya’ya gitmiş. Yıllarca haber alamadın kendisinden. Bir kaç yıl önce Stockholm’deki evimin telefonu gece yarısı çaldı, telefondaki ses: ”Ben Paris’deyim, haydi atla gel!” diyordu. Tabii ki, Kara Sedat’dı bu. Hartum, Yeni Delhi ve Meksiko büyükelçiliklerinden sonra Paris’e İdari Ataşe olarak atanmıştı. İşte elinizdeki bu roman: SÜRGÜN, Avustralya’ya göçmen olarak giden ve bir gemide tayfalık yaparak ülkesine dönen yazarın, Avustralya’daki sürgünlük yıllarından çarpıcı kesitler sunuyor. Sağlam, arı ve usta bir dille dünyanın bilmediğiniz bir köşesinden çarpıcı insan manzaraları. Çevre ve doğa anlatımında ince ve şiirli bir anlatım. Romanın sonunda da yazar yaşamıyla dürüst ve sıkı bir hesaplamaya giriyor. Romandaki insanlar ‘kurma insanlar’ değil, yaşayan insanlar. Avustralya’ya giderseniz karşılaşabilir-siniz sokaklarda. Bazı romanlar vardır, insanın hayatını değiştirir. Bazıları insanda müthiş bir mutluluk uyandırır. Bazılarını da, okuduktan sonra dünya’ya eskisi gibi bakamazsınız artık. Sedat Erden’in ‘SÜRGÜN’ünü okuduktan sonra dünyaya daha farklı bir gözle bakacağınızdan eminim. Özkan Mert

Haz 30

Türler Ve Cinsler – Can Başkent

Hakkında

Anarşizm eğer bir felsefeyse, bu düşünce sistemini kimi gündelik hayat parkurlarına uyarlamak anarşistlerin birincil görevlerinden ve amaçlarından biridir. Bu kitap, benim bu görevi iki farkli politik sahada yerine getirmek için giriştiğim çabaların bir özetidir. Tüm eşitlik ve özgürlük mücadeleleri gibi, anarşizm de bu mücadelesini kimi zaman tekil zeminler üzerinden yürütür: hayvan özgürleşmesi, kadın özgürleşmesi, antimilitarizm gibi.. Önceki kitabım “Vicdani Ret Yazıları”nda, antimilitarizm ve vicdani ret politikaları üzerinden değindiğim görevi yerine getirmeye gayret etmiştim; bu kitapta ise cinsiyetçilik ve hayvan özgürlüğü temalarına anarşizan yaklaşımlar sunacağız. Bu konuların önemli olmalarının nedeni, hiyerarşinin tarihi boyunca, öyle ya da böyle anlaşılabilir, ancak tuhaf politik nedenlerle, hem insan olmayan hayvanların hem erkek olmayan insanların “zayıf” olarak konumlandırılmış olmasıdır. Dolayısıyla, bu soruna getirilecek otoriter olmayan çözümlerin geliştirilmesi, muhakkak ki anarşizmin önemle üzerinde durması gereken noktalardan biridir.

Anarşizme bu sahalarda ihtiyaç duyulmasının en büyük nedeni, bu konuya dair birçok politik çözüm önerisinin aslında otoriter olmasıdır. Dahası, popüler ve anaakım çözüm önerileri ise kapitalizmin metalaştırıcı niteliğini bire bir yansıtmaktadır. Kısacası, güç ve iktidar istemi güden otoriter ve hayvanları ‘pet’leştirip, kadınları ‘güzel’leştiren metalaştırıcı anlayışları reddeden anarşist yaklaşımlı çözüm önerileri geliştirmenin elzem olduğunu düşünüyorum.

Haz 29

Öteki Öyküler – A. Kadir Konuksever

Hakkında

Daha önce “Caddeye Uzak Öyküler” adlı öykü kitabıyla bilinen Diyarbakır’lı öykü yazarı ve gazeteci A. Kadir Konuksever, yeni öykülerinden oluşan kitabı “Öteki Öyküler”le okurun karşısına bir kere daha çıkıyor…

Haz 29

Safir – Uğur Akpınar

Hakkında

Belki de birileri için mutsuzluğun nedeni

nerede durması gerektiğini bilmemesiyken,

birileri için ise aramaktan vazgeçmesidir.

Söz konusu insansa söylenen her söz eksik kalacaktır

« Previous Entries